Kimine göre savaş ortamında askerlerin barınacak kışlası olmadığı için camiler geçici olarak işgal edilmiş, kimilerine göre de camilerin satış ilanı verilirken, millet uyanmasın diye cami değil, harap ve vakıf binası denilmesi için talimat verilmiş...
Ancak konu uzmanlarının bakış açıları şöyle; Tarihî Camiler, namazı cemaatle veya münferiden eda etmek için olduğu kadar, sosyal hayat, eğitim, kültür ve iletişim gibi ihtiyaçları karşılamak için de kullanılan İslami mekânlardır. ..
Diğer Müslüman devletlerde olduğu gibi Türkiye’de de her mahalle tarihi gelişim bakımından incelenirse bir caminin çevresinde kurulmuştur. Ayrıca camiler ibadethane veya sosyal ihtiyaçları gidermenin yanında bir kültürün sanatını, ruhunu göstermeleri bakımından da en somut ve simgesel mimari yapılar olmuştur.
Ancak camilerin bu işlev ve konumlarında zamanla değişimler başlamış, merkezi konumları devlet müesseselerine geçmiş, mesela tedrisat işini medreseler üstlenmiş, camilerin içtimai hayatta rolleri namaz edasına indirgenmiştir.
Diğer taraftan Osmanlı’da camiler, zaruri hallerde komuta karargâhı, soruşturma veya yargılama yerleri olarak da kullanılmıştır. Bunun dışında camilerin müze, ambar, depo yahut kışla olarak kullanıldığı görülmemiştir. (Obuz, 2017: 1450).
19. yüzyılda gerçekleşen ekonomik çöküş, halkın geçim derdine düşmesi, askeri mağlubiyetler ve göçler camilerin başka bir açıdan da ihmaline yol açmıştır…. Ayrıca aydınlar arasında Avrupaî fikirlerin, bilhassa pozitivist ve materyalist etkilerin yayılması camilere olan bakışı değiştiren, camileri ikinci plana düşüren işlerden olmuştur. …
Tek parti döneminde 3 bin 411 hayrat vakıf taşınmazı satıldı
Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun inkar ettiği tek parti döneminde camilerin satılmasına, ahır yapılmasına dair resmi belgeleri Meclis kürsüsünden açıkladı… “1926-1950 arasında 513 cami, çoğunun üzerinde cami olan 327 arsa, bin 70 mescit satıldı. Bunlarla birlikte, kilise, manastır, türbe, mezarlık, imaret, darüşşifa ve benzeri çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Toplamda 3 bin 411 adet hayrat vakıf taşınmazının satışı gerçekleştiriliyor. Sayın Kılıçdaroğlu, sen neyle konuşuyorsun, kılavuzu değiştir kılavuzu. Bu yanlış kılavuzlarla akıbetin iyi değil. Yatakhane, ahır, hatta eğlence merkezine dönüştürülen çok sayıda cami bulunuyor. Çok enteresan. Camilerin satış ilanı verilirken, Cami değil ne diyorlar biliyor musun, millet uyanmasın diye, harap ve vakıf bina denilmesi için talimat veriyorlar.”
Diyarbakır Kurşunlu Camisi, İnönü'nün o dönemde yaptığı açıklamasının ardından, 19 Ekim 1966'da, Yeni İstiklal Gazetesi, 'İnönü'nün yalanlarına karşı vatandaşı ispata çağırıyoruz' diye bir kampanya başlatıyor ve gazeteye adeta mektup yağıyor. Bir Müslüman değil, bir Hristiyan vatandaş, bir Ermeni vatandaş, aynen şu mektubu yazıyor: '...Müslümanların Kurşunlu Camii veya Fatihpaşa Camii dedikleri ibadethane, 1941-1942 yılında depo yapılıp kapatıldı. Avlusunda 8-10 adet hurda at arabası takoza alınmış ve önüne nöbetçi dikilmişti. Bu meyanda, bizim Latin Kilisesi'ne de güya bu camideki mühimmatı koruması bahanesiyle bir manga asker yerleştirilmiş, ibadethanemizi tuvalet olarak kullanıyorlardı'’ diye konuştu.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun, CHP'nin karanlık geçmişini meşrulaştırmaya çalıştığını belirten Erdoğan, özetle şunları söyledi: Tek parti CHP döneminin zulmünü bu millet iliklerine kadar yaşamıştır.
Camilerin nasıl kapatıldığını, nasıl satıldığını, ezanın nasıl susturulduğunu, gazetelerin, dergilerin yasaklandığını, sakala, bıyığa, kılık kıyafete nasıl müdahale edildiğini milletimiz çok ama çok iyi hatırlıyor. İki tane kitaptan yola çıkarak, 1940'larda yüzlerce kitabın yasaklanmasını meşru göstermeye çalışmak yüzsüzlüğün ta kendisidir. Karanlık geçmişinizle gurur duyabilirsiniz ama zulüm ve baskıyla dolu karanlık geçmişinizi meşrulaştırmaya kalkarsanız, orada biz de belgelerle size gereken cevabı veririz. “
İşte O Belgeler
Erdoğan, camilerin kapatılması, müzeye, depoya çevrilmesi, ahırlara dönüşmesinin 19 Kasım 1935'te çıkarılan bir yasayla başladığını belirterek, 9 belgeyi açıkladı:
Belge 1: Camilerin satışını mümkün hale getiren yasa- Kanunun çıkmasının ardından, Türkiye'nin hemen her vilayetinde, her kasabasında, camiler kapatılmaya başlanıyor.
Belge 2: Cetvel. 1926-1950 arasında 513 cami satılıyor. 327 cami arsası ki bunların da çoğunun üzerinde cami var, bunlar da satılıyor. Bin 70 mescit satılıyor. Bunlarla birlikte, kilise, manastır, türbe, mezarlık, imaret, darüşşifa ve benzeri çok sayıda tarihi eserin satışı yapılıyor. Toplamda 3 bin 411 adet hayrat vakıf taşınmazının satışı gerçekleştiriliyor.
Belge 3: Sivas'taki Ulu Cami'nin devlet müzesi yapılmasına ilişkin 1948 tarihli İsmet İnönü'nün de imzasının bulunduğu Bakanlar Kurulu kararı.
Belge 4: Vakıflar Umum Müdürlüğü'nden Tekirdağ Valiliği'ne gönderilen satılacak cami ve mescitlerin 'harap bina' şeklinde yayınlatılmasına ilişkin yazı.
Belge 5: Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün hayvan bağlanan Atik Valide Cami ve Efkan Tekkesi ile ilgili Başbakanlığa gönderdiği ve işgale son verilmesine ilişkin yazısı.
Belge 6: Karacabey'den Behçet Ömer'in Vakıflar'a yazdığı ve kasabada mevcut camilerin asker tarafından alındığı, Ramazan'da namaz kılmak için Ulu Cami'nin tahliyesine ilişkin yazısı.
Belge 7: Gaziantep'de bulunan Selim Efendi Camisi'nin CHP'ye satılması.
Belge 8: Edremit'de bulunan Yıldırım Camisi'nin 300 TL bedelle CHP'ye satılması.
Belge 9: 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesi kupürü. Osmangazi ilçesi Tophane Mahallesi'ndeki caminin bando ve muhafız birliğine verilmesine ilişkin haber…
Cumhuriyet, İsmet İnönü ve Camiler – 1923 – 1973
Tek Partili dönemde camilerin amacı dışında kullanıldığı söylene gelmektedir… Bu söylem genellikle CHP dönemine çağrışım yapıyor… CHP de konuyu değişik açıdan ele almaktadır… Mesela; Camilerin ahıra çevrilmesinin, kurtuluş savaşı, 2. dünya savaşı ile Atatürk ve İnönü döneminde yapıldığı söylenir… Ama öyle değil diyorlar…
1922’de Milli Mücadele’den hemen sonra, Atatürk’ün isteği ile Kurtuluş Savaşı sırasında düşmandan kurtarılan yörelerdeki cami, hayrat ve vakıflarda meydana gelen zararın tespiti için bir komisyon kuruluyor ve çalışmalar başlıyor. Atatürk 1 Mart 1923’te yaptığı Meclis konuşmasında bir yıl içinde 126 tarihi cami ve mescidin onarıldığını söylüyor.
Kurtuluş Savaşı sırasında kaçan Yunan askerlerinin camilerimizi yaktığını ve çoğunu harap halde bıraktığı birçok kaynakta belirtiliyor…
Camiler neden okula çevrildi..
Cumhuriyet kurulup 1927 yılına gelindiğinde Türkiye’de, okulların iki katı, “14.425 okula karşılık, 28.705 cami” bulunuyor. Yeni kurulan cumhuriyetin planlaması içinde, ekonomik zorluklar nedeni ile ihtiyaç fazlası camiler saptanıyor. 1928, 1932 ve 1935 tarihli kanunlarla birbirine 500 metre yakındaki iki camiden birinin tasnif dışı bırakılmasına ve bunlardan başka amaçlarla yararlanılmasına karar veriliyor. Aynı zamanda, cemaati olmayan ve tamir olunamayacak kadar yakılıp yıkılmış, tarihi değeri olmayan camileri ve mescitleri boş bekletmek yerine onlardan bir şekilde yararlanmak da amaçlanıyor…
DEVAM EDECEK