Açıklamada, gazeteciliğin suç olmadığı vurgulanarak, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelere tepki gösterildi.

Açıklamada, gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı hakkında verilen tutuklama kararlarının basın özgürlüğü açısından kaygı verici olduğu ifade edildi. Gazetecilik faaliyetinin; kamuoyunu bilgilendirme, denetim ve gerçeği ortaya çıkarma işleviyle demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekildi.

Ortak metinde, haber yapma, araştırma ve eleştiri faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmasının yalnızca gazetecileri değil, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkını da hedef aldığı belirtildi.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına aldığı hatırlatılarak, özellikle kamu yararını ilgilendiren konularda yapılan haber ve eleştirilerin daha geniş bir koruma alanına sahip olduğu vurgulandı.

Barolar, gazetecilerin tutuklama tedbiriyle özgürlüklerinden yoksun bırakılmasının ölçülülük ve “son çare” ilkesine aykırı olduğunu ifade etti. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu yöntemin cezalandırma aracına dönüştürülemeyeceği kaydedildi.

Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
Gazetecilik faaliyetinin kriminalize edilmesi, hukuk devleti ilkesine zarar verirken, demokratik toplum düzenini de zayıflatıyor.

15 baronun imzasını taşıyan ortak açıklamada, gazeteciler hakkında verilen tutuklama kararlarının basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı, kamusal denetim mekanizmalarını zayıflattığı ve toplumun haber alma hakkını ihlal ettiği ifade edildi.

Barolar, gazeteciliğin suç kapsamına alınmasını kabul etmediklerini belirterek, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelere son verilmesini, tutuklamanın istisnai niteliğine uygun hareket edilmesini ve gazetecilerin özgürlüklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Muhabir: HABER MERKEZİ