Diyarbakır'ın Çınar ve Bağlar ilçelerinde geçimlerini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, kışın ahır ve ağıllarda besledikleri küçükbaş hayvanlarıyla ilkbaharda Karacadağ'ın eteklerindeki yaylalara çıkıyor.
Yılın yarısını Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa sınırında yer alan sönmüş yanardağ Karacadağ'ın eteklerindeki yaylalarda geçiren besicilerin mesaisi yılın bu döneminde de devam ediyor. Yaylada kurdukları çadırlarda kalan besiciler, verimli otlaklara sahip alanda hayvanlarını otlatıyor, elde ettikleri sütle hazırladıkları yoğurt, tereyağı ve peyniri satarak geçimlerini sağlıyor.
Yaylada 50 yılı aşkın süredir besicilik yapan 71 yaşındaki Kamil Yavuzer, geçimlerini hayvancılıkla sağladıkları için bu işin her türlü zorluğuna katlandıklarını ifade ederek, "Mevsim şartlarına göre aylarca burada kalıyoruz. Hayvanları otlatıyoruz, koyunları sağıyoruz, peynir yapıyoruz ve satıyoruz. Hayvanlardan başka bir şeyimiz yok. Bağımız, tarlamız, bahçemiz yok. Tek geçim kaynağımız hayvancılık. Yaylada 3 binden fazla küçükbaş hayvan var. Bölgeye besicilikle uğraşan çok sayıda aile geliyo. Bizim de 400 civarında koyunumuz var. Su sıkıntısı yaşadık. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince tankerle bölgeye su getirildi. Bu bölge çok iyi. Hayvanlarımızı burada besliyoruz. Havalar soğumaya başlayınca ekim, kasım ayında da tekrar yaya olarak hayvanları köye geri götürüyoruz. Orada ahırlara koyuyoruz. Burada ot bol, hava serin ve çok güzel." dedi.
Diyarbakır'dan her yıl nisan, mayıs ayı gibi Karacadağ eteklerindeki yaylalara hayvanlarıyla geldiklerini, eşyalarını ise araçlarla yaylaya taşıdıklarını ifade eden Rıfat Yavuzer ise, "Burası serin, merası var, toprağı yumuşak ve verimli. Elde ettiğimiz sütle peynir ve yağ yapıyoruz. Bu işi yapıyorsan hayvanların peşinden koşman lazım, yoksa gelir elde edemezsin. Hep hayvanların peşinden koşuyoruz. Dedemiz, babamız bu işi yaptı, şimdi de biz yapıyoruz. Hayatımız böyle devam edecek." ifadelerini kullandı.