Diyarbakır, binlerce yıllık geçmişiyle her köşesinde ayrı bir kültürel hazine barındırmaya devam ediyor. Bu hazinelerden biri de iki kadim şehri, Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı tarihin derinliklerinde birbirine bağlayan ''Deyir El-Rahaviyin'' yani Urfalıların Manastırı.

Şehrin güney surlarının dışında, bugün herkesin bildiği Gazi Köşkü’nün yaklaşık 300 metre güneyindeki tepenin yamacında bir zamanlar ihtişamıyla yükselen bu manastırdan günümüze ne yazık ki hiçbir duvar kalıntısı ulaşamadı. Ancak zaman, binanın fiziki varlığını silse de tarih kendini unutturmadı.

KAYADAKİ YAZI

Manastırın kurulu olduğu tepenin yamacındaki bir kaya, asırlardır zamana meydan okuyan çok özel bir sırrı saklıyor.

Keşfedilen kaya üzerindeki Süryanice yazıtta, bu kayıp mabedin kim tarafından ve ne amaçla yapıldığı ilk günkü netliğiyle duruyor.

Diyarbakır'ın kalbindeki bu Urfa efsanesinin izini süren kadim kitabede şu ifadeler yer alıyor:

''Filifos bu manastırı inşa etti. Allah nezdinde anılmak üzere müminleri ebede (ebediyete) dek bereketle ansın.''

Kaynak: Mehmet Şimşek