Michigan’da büyüyen ve ailesinde üniversiteye giden ilk kişi olan Sonya Atalay’ın çocukluk hayali aslında bir çocuk doktoru olmaktı.

Ancak ilkokul dördüncü sınıfta öğretmeninin verdiği antik Yunan ve Roma tarihi hakkındaki kitap, onun zihninde bambaşka bir kapı araladı.

Michigan Üniversitesi’ne tıp okuma hedefiyle girse de, seçmeli olarak aldığı arkeoloji dersi hayatının dönüm noktası oldu.

Arkeolojiye olan tutkusu o kadar büyüktü ki, Roma yakınlarındaki ilk saha çalışmasına gidebilmek için gece kulüplerinde barmenlik yaparak para biriktirdi.

Parası yetmeyince gözünü kırpmadan çok sevdiği motosikletini sattı ve kazı alanına gitmek üzere Roma’ya uçtu.

PROFESÖRLÜĞE UZANAN YOL

Lisans eğitiminin ardından UC Berkeley’de antropoloji yüksek lisansı ve doktorasını tamamlayan Atalay, doktora araştırması için Türkiye’nin ve dünyanın en eski kent yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’e geldi.

Burada antik çömlekçilik üzerine derinlemesine araştırmalar yürütürken, yerel halkın arkeoloji süreçlerindeki rolünü sorgulamaya başladı:

''Arkeolojik çalışmalara başladığımda, yerel halk sadece işçiydi; çamaşır yıkar, temizlik yaparlardı. Arkeolojiyle önemli bağlantıları olduğu düşünvelerdi ve bu beni gerçekten rahatsız ediyordu. Oysa yerleşim yerlerine özgü bilgileri göz önüne alındığında, insanlarla mirasları hakkında konuşmamız ve onları sürece dahil etmemiz gerekiyordu."

Kendisinin de Kızılderili (Anişinabe halkı) kökenli olması, Amerika'daki yerli halkların tarihsel sömürüsünü ve dışlanmasını daha iyi analiz etmesini sağladı.

ABD’de federal düzeyde yürütülen ve yerli mirasını koruyan komisyonlarda yıllarca görev yapan Atalay, 2024 yılında profesör olarak MIT kadrosuna katıldı.

Sonya Atalay’ın ismini duyanların en çok merak ettiği konulardan biri de soyadı oluyor.

Aslen Amerika yerlisi (Kızılderili) olan ünlü profesör, dünyaca tanınan Türk bilim insanı ve arkeolog Prof. Dr. Bülent Atalay ile evlidir.

Evliliğinin ardından "Atalay" soyadını alan Sonya Hanım'ın Türkiye ile bağı sadece akademik çalışmalarla sınırlı kalmamış, bu evlilikle birlikte hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Bu durum, Türkiye'deki kazı çalışmalarında yerel halkla ve Türk meslektaşlarıyla daha da sıcak ve içten bağlar kurmasını sağlamıştır.

Bugün MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) bünyesinde uluslararası bilim merkezlerini yöneten ve "topluluk temelli arkeoloji" modelinin dünyadaki öncüsü olan Atalay, başarısının sırrını insani ilişkilere bağlıyor.

Öğrencilerine her fırsatta şu tavsiyeyi veriyor:

"Öğrencilere her zaman 'Asıl önemli olan ilişkilerdir' diyorum. Biliyorum, hemen sahaya çıkıp kazı yapmak istiyorsunuz ama ilişkiler her şeydir. Oturup konuşmak, hayat hikayelerini paylaşmak ve güven geliştirmek... Güven zaman alır, ancak kilit nokta budur ve en iyi araştırma sonuçlarını da bu bağ getirir."

Geliştirdiği "bilgileri örme" yöntemiyle yerel bilgi birikimi ile modern akademiyi bir araya getiren Atalay, bu topluluk odaklı modelin sadece arkeolojide değil; mühendislik, tasarım ve tüm sosyal bilimlerde de uygulanarak dünyayı değiştirebileceğine inanıyor.

Kaynak: mit.edu