M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen Babil Dünya Haritasının yer aldığı kil tablet, Babil’in evrenin merkezinde olduğu düşüncesine dayanıyor. Harita, düz ve dairesel bir dünya tasviri sunarken, fiziksel mekanları mitolojik bölgelerle birleştiriyor.

Uzmanlar, Babil’den geçen iki paralel çizginin büyük olasılıkla Dicle ve Fırat Nehirlerini simgelediğini belirterek, bu çizgilerin kuzeydeki dağlardan başladığı ve güneydeki bugünkü Irak'ın güneyinde hâlâ varlığını sürdüren bataklık alanlara kadar uzandığını kaydediyor.

NEREDE BULUNDU VE NASIL KORUNDU?

Dünyanın en eski ve gizemli haritası

Çeşitli kaynaklardaki bilgilere göre, tablet, 19. yüzyılın sonlarında, Irak'ta yer alan antik Sippar kentinin kalıntıları arasında, bugünkü Tell Abu Habbah adlı bölgede keşfedildi.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde verilen kazı izniyle yapılan arkeolojik çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarılan eser, İngiltere’ye götürüldü ve British Museum koleksiyonuna dahil edildi.

Çivi yazısıyla işlenmiş bu küçük tablet, zamanla kısmen zarar görmüş olsa da üzerindeki semboller ve metinler büyük oranda korunmuştur.

Bugün, Mezopotamya tarihine ve antik dünyanın dünya algısına ışık tutan nadir belgelerden biri olarak kabul ediliyor.

HARİTA NEYİ ANLATIYOR?

Babil Dünya Haritası’nın en dikkat çekici yönü, sadece tanınmış şehirleri değil, aynı zamanda fiziksel dünyanın ötesindeki mitolojik bölgeleri ve kozmik varlıkları da göstermesidir.

Haritada toplamda yedi gizemli bölgenin yer aldığını ifade eden araştırmacılar, bunların, Babil dünyasını çevreleyen Dünyevî Okyanus’un ötesinde konumlandırıldığını söylüyor.

Bu yedi üçgen bölgenin, antik metinlerde "Yedi Ada" olarak andığı ve her birinin farklı özelliklerle tanımlandığı kaydedilior.

Üçüncü Ada: “Kanatlı kuşun bile uçup ulaşamadığı uzaklıkta.”

Dördüncü Ada: “Işığı gün batımından ve yıldızlardan daha parlak.”

Beşinci Ada: “Karanlık bir yer. Hiçbir şey görünmez, güneş bile oraya ulaşmaz.”

Altıncı Ada: “Boynuzlu bir boğanın yaşadığı ve gelenleri saldırarak karşıladığı yer.”

Yedinci Ada: “Tan yerinin ağardığı doğu noktası.”

İlk iki adaya ait betimlemelerin tabletin zarar görmesi nedeniyle tam olarak çözümlenemediği belirtiliyor.

SEMAVÎ OKYANUS VE GÖKLERLE BAĞLANTI

Dünyanın en eski ve gizemli haritası

Babilliler, Dünya'nın çevresini saran Dünyevî Okyanusun ötesinde bir başka katman daha olduğuna inandığını belirten araştırmacılar, şunları kaydediyor:

''Semavî Okyanus. Bu haritada da, Yedi Ada’nın bu iki dünya arasında, yani yerle göğü birbirine bağlayan noktalar olduğu düşünülür. Semavî Okyanus’ta hayvan takımyıldızları ve kutsal varlıkların yaşadığına inanılırdı.

Bu anlayış, Babil Dünya Haritası’nı bir tür dünya-altı-gökyüzü bağlantısı gösteren diyagram haline getiriyor. Yani sadece haritalama değil; evrenin nasıl işlediğine dair sembolik bir anlatım.''

HARİTADAN ÇIKAN ANLAM: DÜNYAYI ANLAMLANDIRMA ÇABASI

Babil Dünya Haritasının, insanlık tarihinin ilk “dünya modeli” sayılabilecek bir çalışma olduğu bildiriliyor.

Sadece şehirlerin veya doğa unsurlarının değil, bilinmeyenlerin, korkuların, inançların ve hayallerin anlatıldığı belirtilen haritada, gösterilen efsanevi adaların, doğaüstü varlıklar ve sembollerin, dönemin insanının hem yaşadığı dünyayı hem de ötesini anlamlandırma çabasını ortaya koyduğu anlatılıyor.

Kaynak: vikipedia