Zigguratlar, Mezopotamya uygarlıklarında inşa edilen ve piramit benzeri yapılarıyla dikkati çeken tapınaklardır. Ancak bugüne kadar bu anıtsal yapılardan yalnızca 32 tanesi tespit edilebildi.
Dini, kültürel ve mimari bakımdan büyük önem taşıyan zigguratların sınırlı sayıda keşfedilmiş olması, bu yapıları hâlâ gizemli kılıyor.
ZİGGURAT NEDİR?
Ziggurat, Mezopotamya’da Sümerler, Akadlar, Asurlular ve Babiller tarafından inşa edilen çok katlı tapınak yapısıdır.
Mısır piramitlerine benzeyen bu yapılar, tanrıların dünyadaki evi olarak kabul edilmiş.
Ziggurat kelimesi eski Akadca’dan gelir ve “yüksek yapı” anlamındadır.
İlk örneklerinden biri, Sümerler tarafından Uruk kentinde yapılan 12 metre yüksekliğindeki Beyaz Tapınak’tır.
Başlangıçta platform üzerine kurulan sade yapılar, zamanla basamaklı ve daha büyük boyutlara ulaşmıştır.
MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE İNŞA TEKNİĞİ
Zigguratlar geniş bir taban üzerine inşa edilir ve yukarıya doğru her kat bir öncekinden küçük olacak şekilde daralırdı. Yapının en üst kısmında ise genellikle bir teras bulunurdu.
Bu mimari yapı, onların tapınak olarak kullanılmasının yanı sıra dikkat çekici görsel formlar sunmasını sağlamıştır.
KULLANIM AMAÇLARI VE KEŞİF DURUMU
Zigguratlar esas olarak dini törenlerde kullanılmış, halk ile tanrılar arasında bir bağlantı noktası olarak değerlendirilmiştir.
Aynı zamanda bazı yapılar tapınak okulu işlevi de görmüştür.
Sümer ve Akad metinlerinde zigguratların tanrıların yeryüzündeki evi olduğuna dair ifadeler yer almaktadır.
Günümüze kadar yalnızca 32 ziggurat yapısı tespit edilebildi.
Bu yapılardan 28’i Irak’ta, 4’ü ise İran’da yer alıyor.
Arkeolojik bulgular, zigguratların yerleşim alanlarındaki ilk yapılar arasında olduğunu da göstermektedir.





