Diyarbakır denildiğinde akla ilk olarak karpuz gelse de, tarih sayfaları bu kadim şehrin kavunlarıyla da anıldığını gösteriyor.
Seyyahların notlarında yer alan ifadeler, Diyarbakır kavununun yalnızca bir meyve değil, bir miras olduğunu ortaya koyuyor.
DEVASA KAVUNLAR KOKUSUYLA BÜYÜLÜYORDU
16. yüzyıldan itibaren Diyarbakır'ı ziyaret eden yabancı gezginler, bu şehirde yetiştirilen kavunlara dair dikkat çekici detaylar aktardı.
Kayıtlarda yer alan bilgilere göre, bazı kavunların ağırlığı 40-50 kilograma kadar çıkıyordu. Öyle ki, seyyahlar bir atın bu kavunlardan yalnızca ikisini zor taşıyabildiğini belirtiyor.
Ancak dikkat çeken yalnızca büyüklükleri değildi. Diyarbakır kavunlarının misk ve saf ambere benzer kokusu da seyyahların otlarında yer alıyor.
SARAYLARA UZANAN BİR YOLCULUK
Diyarbakır kavunları sadece halkın değil, sarayların da ilgisini çektiği belirtilerek, Osmanlı döneminde kavunların özel olarak İstanbul’a, saraya gönderildiği kaydediliyor.
Tatlılığı, diriliği ve uzun süre dayanıklılığı sayesinde kavunların, saray sofralarının seçkin meyveleri arasında yer aldığı anlatılıyor.