Osmanlı döneminde çok kültürlü yapısıyla dikkati çeken Diyarbakır, farklı din ve etnik kökenlere sahip toplulukların bir arada yaşadığı örnek şehirlerden biriydi. Bu birlikte yaşama kültürünü en iyi anlatan isimlerden biri ise Diyarbakırlı şair ve alim Ali Emiri Efendi.

Onun anıları, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmıyor, aynı zamanda bugün için de kıymetli mesajlar barındırıyor.

MARDIROS EFENDİ’Yİ ZİYARET

Ali Emiri, anılarında amcasıyla birlikte Amerika’dan gelen Ermeni asıllı Mardiros Efendiyi ziyarete gidişlerini anlatır.

Dikkati çekici olan, amcasının genellikle kimsenin evine gitmeyen biri olmasına rağmen, Hıristiyan komşularını ziyaret edip hâl ve hatırlarını sormasıdır.

Emiri, kendisinin de çok sayıda Hıristiyan ahbabı olduğunu ifade eder.

“KARDEŞ VE SIRDAŞ GİBİ YAŞARDIK”

Ali Emiri, dönemin Müslüman-Ermeni ilişkilerini şu sözlerle özetler:

“İslamlar Hıristiyanlara kardeş, Hıristiyanlar İslamlara sırdaş nazarıyla bakarlardı. Bunlar birbirlerinin hukukuna tecavüz etmezlerdi.”

ARABULUCULUK YAPILIRDI

Ali Emiri’nin aktardığı bir diğer önemli detay da şehirdeki Protestan, Ortodoks ve Katolik Ermeniler arasında çıkan anlaşmazlıklarda Müslümanların arabuluculuk yaptığı.

Bunun, sadece dini hoşgörünün değil, toplumsal dayanışmanın da derinliğine işaret ettiği kaydediliyor.

ZENGİN BİR TOPOĞRAFYADA DERİN BİR DOSTLUK

Ali Emiri’nin hatıraları, Diyarbakır’da Müslümanlar ile Hıristiyanların yalnızca birlikte yaşamadığını; aynı zamanda bir hukuk, komşuluk ve güven ilişkisi içerisinde olduğunu gösterdiği anlatılıyor.

Bugünün dünyasında giderek önem kazanan hoşgörü ve birlikte yaşam kavramlarının, Diyarbakır’ın geçmişinde çoktan hayata geçirildiği belirtiliyor.

Kaynak: Ali Emiri, Osmanlı Vilayat-ı Şarkiyyesi, İstanbul 1918 / Kasım Ertaş