Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde, doğayla efsanenin iç içe geçtiği büyüleyici bir yer var: Gelincik Dağı. Burası sadece etkileyici doğal yapılarıyla değil, aynı zamanda taş kesilmiş bir gelin alayının hüzünlü hikâyesiyle de dikkati çekiyor.
Yöre halkının “taşa dönüşmüş gelin alayı” olarak adlandırdığı peri bacası benzeri oluşumlar, adeta büyülüyor.
Bugün dağın yamacında dizili onlarca kayaya baktığınızda, gelinlik giymiş kadınları, yaşlıları, çocukları, hatta kundakta bebekleri seçebiliyorsunuz. Her biri farklı bir siluetle karşınıza çıkıyor.
GÜNEYDOĞU’NUN KAPADOKYA’SI
Kapadokya’nın eşsiz peribacalarını andıran bu kaya oluşumları, halk arasında benzer bir etki uyandırsa da, henüz yeterince tanıtılmamış. Oysa Çermik’in Gelincik Dağı, doğa ve kültür turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip.
Peribacaları gibi koni, silindir ve kolon biçiminde olan bu şekillerin çoğu başlıksız; yalnızca gövde kısmıyla ayakta duruyor.
Bu yönüyle, insan siluetlerine benzetilmeleri daha kolay oluyor. Yer yer, bu taşların başlık benzeri çıkıntılar taşıdığı da görülüyor.
BİLİM NE DİYOR?
Efsaneler masalsı bir anlatı sunarken, bilim insanları Gelincik Dağı’ndaki bu şekillerin nasıl oluştuğunu jeomorfolojik verilerle açıklıyor.
Litoloji (kaya türü), iklim, eğim, suyun ve rüzgârın etkisi, kimyasal çözülmeler ve zaman içinde oluşan erozyon süreçleri, bu şekillerin doğal heykeller gibi ortaya çıkmasını sağlamış.
Kalker (kireçtaşı) üzerinde gelişen bu yapılar, Kapadokya’daki volkanik tüflerden oluşmuş bacalara göre daha az belirgin ama bir o kadar büyüleyici. Bölgedeki tektonik hareketlilik de bu oluşumların şekillenmesinde önemli rol oynamış.
DOĞA, ŞİİR VE MASAL BİR ARADA
Gelincik Dağı sadece peri bacalarıyla değil, aynı zamanda Güneydoğu Toroslar’ın heybetli görüntüsü, çevresindeki şifalı kaplıcaları ve Mezopotamya’ya açılan manzarasıyla da büyülüyor.
Ziyaretçiler, yamaca doğru ilerlerken hem doğanın sanatına hem de kadim bir kültürün izlerine tanıklık ediyor. Bir yanında Karacadağ Volkanı’ndan süzülen lavların oluşturduğu tepelikler, diğer yanda Fırat Nehri’nin ağırbaşlı akışı…
Ve dağın eteklerinden yükselen efsane, Fırat’ın türküsüne karışıyor:
Bir gelin alayıydı belki onlar…
Belki de sadece rüzgârın ve zamanın şekillendirdiği taşlardı…
Ama her bakışta bir başka yüz gösteriyorlar insana.
Diyarbakır’ın bu saklı hazinesi, keşfedilmeyi bekliyor.