Diyarbakır'da 1984 yılında dünyaya gelen Filiz, düğünlerde bateri çalan ağabeyine özenerek, çocuk yaşlarda bu ritim enstrümanını çalmayı öğrendi.
Lise son sınıfta arkadaşlarıyla müzik grubu kuran Filiz, grup olarak sahne aldıkları kafelerde bateri çalmaya başladı. Lise eğitiminin ardından Antalya ve İzmir'de farklı sektörlerde çalışan Filiz, bu süreçte büyük ilgi duyduğu bateri çalmayı sürdürdü.
Bursa'da yaşamaya başlayan ailesinin isteğiyle bu kente yerleşen Filiz, burada yer aldığı müzik grubu bünyesinde kentin yerel televizyon kanallarında yayınlanan programlara katıldı.
Filiz, grubun dağılması üzerine kentte uzun süre farklı mekanlarda sahne aldı. Ailesi 2008 yılında memleketleri Diyarbakır'a dönüş yapsa da Filiz Bursa'da yaşamaya ve bateristlik yapmaya devam etti.
Filiz, yaklaşık 2 yıl önce besicilik yapan ailesinin isteği üzerine onlara destek olmak için baba ocağı Yenişehir ilçesinin kırsal Başil Mahallesi'ne dönme kararı aldı.
Ailesinin ineklerinin bakımını üstlenen, çobanlık yapan Filiz, aynı zamanda kent merkezinde anlaştığı özel bir sanat merkezinde haftada 2 gün çocuklara ve yetişkinlere bateri eğitimi veriyor.
Kırsal mahallede "Küpeli çoban", "Dövmeli çoban" olarak da bilinen 42 yaşındaki baterist Filiz , çocukken kaşıkları masaya, tabağa ve tencereye vurarak ritim tutmaya çalıştığını söyledi.
Filiz, bateri çalan ağabeyine de özenip zamanla bunu öğrendiğini belirterek, bir süre yaşadığı Bursa'da müzik grubuna katıldığını, grup olarak kafelerde sahne aldığını, bateri çaldığını anlattı.
Kentteki iki yerel televizyon kanalından kendilerine teklif geldiğini ifade eden Filiz, "Haftanın belirli günleri orada sahne alıyorduk, ünlü sanatçılarla da çalışıyorduk. Rahmetli Harun Kolçak ile Fatih Ürek'in sahnesinde de bateri çaldım. Daha sonra şarkıcı Doğuş ile çalışmaya başladık, birçok ildeki konserlerinde bateri çaldım. O dönem bu işin profesyonel kısmında olduğumu görmeye başladım." dedi.
Filiz, üniversite ve lise öğrencilerinin yer aldığı müzik grubunun, il dışına çıkmak zorunda olanlar nedeniyle dağıldığını belirterek, bireysel olarak kentte bateristlik yapmayı sürdürdüğünü söyledi.
O dönem gelirinin iyi olduğunu ifade eden Filiz, memlekete dönüş serüvenini şöyle anlattı:
"Kardeşim Almanya'ya gittikten sonra annem beni memlekete çağırmaya başlamıştı. Bir anda karar aldım, rezidans hayatını bıraktım, köye yerleştim ve çoban oldum. Adaptasyon sürecim zor olmadı ya da bana zor gelmedi. Annem de babam da sağ olsun o konuda çok destek verdiler. İnek sağıyorum, otlatıyorum, yemlerini veriyor, temizliklerini yapıyorum. Annemin ve babamın üzerindeki bütün yükü alıp, onların biraz rahat, huzurlu ve sağlıklı yaşaması için elimden gelen çabayı gösteriyorum." "Küpe, piercing ve dövmelerimden dolayı çok yadırgandım"
Filiz, kırsal mahalleye ilk döndüğünde kendisini görenlerin, küpesi ve dövmesi nedeniyle farklı tepkiler verdiğini belirterek, "İlk geldiğimde küpe, piercing ve dövmelerimden dolayı çok yadırgandım. Sonrasında köydeki herkes buna alışmaya başladı. Hatta 'Küpeli çoban' veya 'Dövmeli çoban' tanımlamaları da bazen yapılıyor. 'Sen çoban mısın, küpeli çoban mı olur?' gibi tepki verenler de çok oluyor. Artık kabullendiler, bu şekil seviyorlar." diye konuştu.
Çobanlık yaparken bateri tutkusundan da vazgeçmediğini söyleyen Filiz, zaman zaman kırsal mahalledeki evinde bateri çalmayı sürdürdüğünü belirtti.
"Çobanlığı da bateri eğitmenliğini de çok iyi yaptığımı düşünüyorum"
Filiz, haftanın iki günü bateri eğitmenliği yaptığını belirterek, "Burada çobanlık yaparken Diyarbakır merkezde özel bir kursta eğitim veriyorum. 4,5 yaşında da 45 yaşında da öğrencim var. İkisini de seviyorum, ikisini de yapmaktan çok mutluyum. Bu meslekten zaten hiçbir zaman vazgeçmedim. Çobanlığı da bateri eğitmenliğini de çok iyi yaptığımı düşünüyorum." dedi