Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Osmanlı'nın doğu fetihleri sırasında yaşanan olaylardan biri, yalnızca bir devlet görevlisinin değil, aynı zamanda dönemin önemli şairlerinden birinin hayatına mal oldu.
Asıl adı Ahmed olan ve ''Duhânî'' mahlasıyla tanınan şair, haksızlığa boyun eğmediği için 1521 yılında kurulan bir pusuda öldürüldü.
ACEM DİYARINDA YETİŞTİ, SARAYDA GÖREV ALDI
Kimya ilmiyle ilgilenen Duhânî'nin, Fatih Sultan Mehmed'in son yıllarında eğitim amacıyla Acem diyarına gittiği ve burada ilim tahsil ettikten sonra II. Bayezid döneminde İstanbul'a dönerek silahdâr olarak göreve başladığı belirtiliyor.
Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasının ardından ise silahdârlar kâtipliğine getirilen Duhani, 1515 yılında Diyarbakır'ın Osmanlı hakimiyetine girmesinin ardından bölgenin ilk beylerbeyi (valisi) olarak görevlendirilen Bıyıklı Mehmed Paşa'nın yanında defterdar olarak hizmet etmeye başladığı ifade ediliyor..
HAK ETMEDİĞİ MAKAMI KABUL ETMEDİ
Kaynaklara gööre, olayın fitilini, Bıyıklı Mehmed Paşa'nın Duhânî'ye yaptığı sıra dışı teklifin ateşlediği kaysdediliyor.
Paşanın, Duhânî'ye iki bin akçalık bir tımar yerine yaklaşık iki yüz bin akçe gelir sağlayan Hasankeyf Sancağı'nı vermek istediği, ancak Duhânî'nin, bunun usule uygun olmadığını düşünerek teklifi kabul etmediği belirtiliyor.
Bu tavrın, dönemin güçlü valisiyle arasının açılmasına neden olduğu bildiriliyor.
ADALET İÇİN İSTANBUL'A GİDİYORDU
Vali ile arasındaki gerginliğin giderek artması üzerine yaşananları doğrudan devlet merkezine taşımaya karar veren Duhânî'nin, yaklaşık kırk adamıyla birlikte İstanbul'un yolunu tuttuğu ifade ediliyor.
Kaynakların aktardığına göre, Bıyıklı Mehmed Paşa'nın görevlendirdiği Deli Bahâüddin, harami kılığına soktuğu yaklaşık yüz kişilik grupla Duhânî'nin önünü kesti.
Hicri 927, Miladi 1521 yılında kurulan pusuda Duhânî ve beraberindekiler öldürüldü. Olay, Osmanlı taşra yönetiminde kayıtlara geçen en dikkati çekici siyasi infazlardan biri olarak gösteriliyor.
NEDEN DUHANİ DENİYORDU
Duhânî'nin hayatını anlatan en önemli kaynaklardan biri Âşık Çelebi'nin tezkiresi olduğu kaydediliyor.
Rivayete göre kimya çalışmaları sırasında odasının sürekli dumanla dolu olması nedeniyle kendisine ''Duhânî'' mahlasının verildiği aktarılıyor.
Bugün geriye çok az şiiri ulaşmış olsa da, adı daha çok devlet yönetiminde gördüğü haksızlığa karşı çıkması ve bunun bedelini canıyla ödemesiyle anılıyor.
Tarihin satır aralarında kalan bu olay, Diyarbakır'ın ilk valisi döneminde yaşanan en çarpıcı hadiselerden biri olarak kabul ediliyor.





