Arşiv belgelerde yer alan bilgilere göre, Milli Mücadele döneminde Diyarbakır, coğrafi konumu ve siyasi yapısı nedeniyle Türkiye’nin stratejik merkezlerinden biri olarak öne çıktı.
Musul meselesi, Ermenistan tartışmaları ve Kürdistan projesinin merkezinde yer alan şehir, idari yapıda yapılan değişikliklerle birlikte önemli bir dönüşüm yaşadı.
DİYARBAKIR’IN İDARİ YAPISI NASIL DEĞİŞTİ?
1921 yılında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 10. maddesi gereğince liva ve sancak sisteminin kaldırılarak, Diyarbakır idari yapısının yeniden şekillendirildiği kaydediliyor.
Yapılan düzenlemeyle, daha önce çok sayıda sancak ve kazaya bağlı olan Diyarbakır'ın Merkez, Çermik, Lice, Osmaniye (Ergani), Silvan ve Kulp olmak üzere toplam 6 kazadan oluşturulduğu ifade ediliyor.
Bu değişiklikle birlikte hem yüzölçümü hem de nüfus bakımından daralma yaşandığı belirtiliyor.
1924 ANAYASASI SONRASINDA YAPI KORUNDU
1924 Anayasası’nın mülki yapıyı düzenleyen maddeleri gereğince Diyarbakır'ın mevcut idari yapısının korunduğu ve şehrin 1927 nüfus sayımına aynı sınırlar ve aynı kaza yapısıyla girdiği kaydediliyor.
Bu durumun, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Diyarbakır’ın resmi idari yapısının temelini oluşturduğu ifade ediliyor.
1927 SAYIMINDA DİYARBAKIR’IN NÜFUSU KAÇTI?
Diyarbakır merkezde, 1927 nüfus sayımına göre 98 bin 691 kişinin yaşadığı belirtilerek, diğer kazalardaki nüfus ise şöyle kaydedildi:
''Çermik 17 bin 308, Osmaniye (bugünkü Ergani) 18 bin 835, Kulp 11 bin 232, Lice 21 bin 558,
Silvan 26 bin 692.''
YÜZÖLÇÜMÜ VE YERLEŞİM SAYISI DA BELİRLENDİ
Diyarbakır’ın 1927 kayıtlarına göre, yüzölçümü 14 bin 875 kilometrekare olarak tespit edildi.
Nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 13 kişi olarak hesaplandı.
Altı kazanın nüfus ortalaması 32 bin 386 olarak hesaplanırken, yalnızca Diyarbakır merkez bu ortalamanın üzerinde yer aldı.