Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, 19. yüzyıl Diyarbakır’ı, yalnızca kıtlıklar ve krizlerle değil, yerel elitler arasındaki güç savaşlarıyla da şekillendi. Bu dönemde şehirde ekonomik ve siyasi hakimiyeti paylaşan iki aile öne çıktı: Kazazyanlar ve Pirinçcizadeler.
Başlangıçta aynı iktisadi sistem içinde yer alan bu iki aile, zahire ve pirinç ticaretinden elde ettikleri büyük servetle idari meclislerde, belediyede ve vilayet kurumlarında söz sahibi oldu. Ancak kısa sürede bu ortak çıkar ilişkisi derin bir düşmanlığa dönüştü.
OSEB KAZAZYAN VE ARİF PİRİNÇCİZADE
Kazazyan ailesinin lideri olan Oseb Kazazyan'ın, hem zahire ticaretindeki başarısı hem de siyasi becerileriyle öne çıktığı kaydedilerek, belediye meclis üyeliğinden mebusluğa kadar yükselen Oseb Kazazyan'ın, aynı zamanda kilise ve çarşı inşa ettirerek bölgedeki Ermeni toplumunda da büyük bir figür haline geldiği ifade ediliyor..
Pirinçcizade ailesinin ise Hacı Salih Ağa’nın oğlu Arif Pirinçcizade öncülüğünde yükseldiği ifade edilerek, Arif Pirinççizade'nin hem idari kademelerde görev aldığı, hem de 1869’da yayın hayatına başlayan Diyarbekir Vilayet Gazetesi’nin başına geçerek kentte entelektüel bir otorite kurduğu belirtiliyor.
93 HARBİ VE ETNİK KIRILMA
İki aile arasındaki çatlağın başlangıç noktasının, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı olarak kabul edildiği, savaş sonrası, Ermeni toplumunda yükselen milliyetçi dalganın, Kazazyanların pozisyonunu da etkilediği kaydediliyor.
Arşivlerde yer alan iddialara göre, Oseb Kazazyan ve ailesinin, Ermeni komitacıları desteklemekle ve silah temin etmekle suçlandığı yer alıyor.
Bu durumun, Müslüman elitler ve devlet ricali ile bağlarını güçlü tutan Pirinçcizadelerle aralarındaki köprüyü kopardığı belirtiliyor.
1895’TE PATLAK VEREN GERİLİM
1895 Kasım’ında Diyarbakır’da meydana gelen büyük karışıklığın, bu iki ailenin karşı karşıya gelmesinin en somut sonucu olduğu ifade ediliyor.
Müslüman halkın oluşturduğu komitenin başında Arif Pirinçcizade'nin yer aldığı, bu komitenin, Ermeni faaliyetlerine karşı merkezi hükümete telgraflar çektiği kaydediliyor.
Kazazyanlar ise, tam tersine kiliselerde halkı kışkırtmakla ve isyanı körüklemekle suçlandığı ifade edilerek, Oseb Kazazyan ve oğullarının, olaylar sırasında evlerinden halka ve askere kurşun sıktıkları iddiasıyla gözaltına alındığı belirtiliyor.
POLİTİK FİKİRLERİN UYUŞMAZLIĞI
Sadece dini ve etnik farklılıklar değil, aynı zamanda politik tercihlerin de bu ayrılığı derinleştirdiği belirtilerek, ''Pirinçcizade ailesi zamanla İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır’daki temel direği haline gelirken, Kazazyanlar hem bu yapıya uzak durdu hem de muhalefet bloğunda konumlandı'' deniliyor.
Kayıtlarda, iki aile arasında süregelen bu rekabetin, sadece basit bir çıkar kavgası değil; bir dönem Diyarbakır’ın tüm siyasal dengelerini belirleyen büyük bir mücadeleye dönüştüğü bildiriliyor.
DÜŞMANLIĞIN SON PERDESİ: SUİKAST, SÜRGÜN, TAHRİP
Bu gerginliğin ilerleyen yıllarda suikastlara, sürgünlere ve kamusal ifşalara kadar uzandığı belirtilerek, Kazazyanların Diyarbakır’daki etkisi azaldıkça, Pirinçcizadelerin yükseldiği ifade ediliyor.




