Osmanlı dönemine ait 1847 tarihli bir arşiv defteri, Diyarbakır’ın mahallelerini ve dönemin şehircilik ile ticari yapısını ortaya koyuyor.
Defterde mahallelere gelen kişilerin nereden geldikleri ve geliş nedenleri yer alırken, nüfus bilgileri bulunmuyor.
OSMANLI DÖNEMİNDE DİYARBAKIR’IN ŞEHİR YAPISI
1847-1848 yılları arasındaki Diyarbakır, hanları, hamamları, iç kalesi, camileri, mescitleri ve ticari alanlarıyla dönemin sosyal ve mimari düzenini yansıtıyordu.
TİCARET YOLLARI VE EKONOMİK FAALİYETLER
Bu dönemde Diyarbakır, doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarının kesişiminde stratejik bir konuma sahipti.
Arşiv belgelerine göre, şehir, çevre bölgelerden gelen tüccarların uğrak noktasıydı.
Tahıl, pamuk, deri, bakır ve çeşitli el sanatları ürünleri ticarette öne çıkan kalemlerdi.
Hanlar, kervansaraylar ve çarşılar, ekonomik hayatın merkezi konumundaydı.
1847 TARİHLİ ARŞİV DEFTERİNDEKİ MAHALLELER
Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde 3730 sıra numarasıyla kayıtlı ve 1263 (1847) tarihini taşıyan Diyarbakır merkez kazası defterinde şu mahalleler yer alıyor:
''Sulukiye, Cami Kebir, Fatih Mehmed Paşa, Taceddin, Arabşeyh, Hüsrev Paşa, Camiü’s-Sefa, Kavvas, Abdülaziz Camii, Lalabey, İskender Paşa, Hüseyin Efendi, Abdal, Hacı Hızır ve Çobyan.''
KAYITLARIN KAPSAMI VE SINIRLARI
Defterde, mahallelerin toplam nüfusu ile birlikte, mahallelere gelen kişilerin geldikleri yerler ve geliş sebepleri ayrıntılı olarak kaydedilmiş.
Listenin, Diyarbakır’daki tüm mahalleleri değil, yalnızca o dönemdeki belirli kayıtları temsil ettiği kaydediliyor.




