Diyarbakır denince akla gelen surlar, camiler ve kadim kültürel miras, yerini bambaşka bir keşfe bırakıyor.
Şehrin hemen yanı başında, bugüne kadar kimsenin fark etmediği, insanlık tarihinden çok daha eski bir hikaye gün yüzüne çıktı. Kocaköy ilçesinde keşfedilen bu alan, görenleri milyonlarca yıl öncesinin derinliklerine götürüyor.
ŞEHRİN ORTASINDAKİ ''OKYANUS''
Bugün tozlu yolları ve sarp kayalıklarıyla bilinen bu bölge, aslında devasa bir okyanusun, Tetis Denizi’nin tam kalbiydi.
Antropolog Naci Akdemir’in incelemeleri, Diyarbakır’ın bu bölgesindeki kayaların aslında okyanus tabanındaki tortullardan oluştuğunu kanıtlıyor.
Afrika ve Arabistan levhalarının Avrasya’ya uyguladığı devasa baskı, bu okyanus tabanını gökyüzüne doğru iterek bugünkü dağları ve platoları oluşturmuş.
Alanda yapılan gözlemlerde, bölgenin devasa bir fosil laboratuvarı olduğunu belirten Akdemir, kayaların üzerinde; milyonlarca yıl önce yüzmüş antik balıkların izleri, üzerinde dişleri hala duran esrarengiz çene kemikleri, dev omurgalı hayvanlara ait kalıntılar bulunduğunu kaydetti.
Akdemir, bu kalıntıların, Diyarbakır’ın bir zamanlar balıkların ve dev deniz canlılarının evi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
''GELECEĞİN AKDENİZ'İ BURASI OLACAK''
Akdemir, Akdeniz’in de şu an aynı süreçten geçtiğini ve milyonlarca yıl sonra Akdeniz tamamen kapandığında, tıpkı bugün Diyarbakır Kocaköy’de olduğu gibi, deniz tabanının yükseleceğini ifade ederek, şunları söyledi:
''Deniz yumuşakçaları, derisi dikenliler, balıklar ve ne olduğunu tam kestiremediğimiz başkaca omurgalı hayvanların fosilleri bize bunu göstermektedir. Bir kayanın üzerinde bulunan ve üzerinde birkaç diş bile mevcut olan bir çene kemiği mevcuttur. Bunun üzerinde de oluşmuş ve tabiatıyla daha geç çağlara ait olan başka bir katmanda da omurga kemikleri müşahede ettik.
Söz konusu hareketlenmeler neticesinde bu arazi, yaklaşık 5-6 milyon kadar önce günümüzdeki manzaraya büründü.
Zaten Tetis Denizinin devamından başka bir şey olmayan Akdeniz, şu an gittikçe kapanmaya, başka ifadeyle daralmaya devam etmektedir.
Akdeniz'in zeminininde birkaç, 10 milyon sene sonra, günümüz Kocaköy arazisine benzeyen bir görünüm alacağı tahmin edilmektedir.''
Diyarbakır’ın bu "hiç bilinmeyen yüzü", sadece bir doğa olayı değil; dünyanın nasıl nefes aldığını ve değiştiğini gösteren canlı bir kanıt olarak ziyaretçilerini ve bilim insanlarını bekliyor.




