Kayıtlara göre, şehirde Müslüman ve gayrimüslim halk, kesin sınırlarla ayrılmadan uzun süre bir arada yaşadı.
Diyarbakır’ın köklü tarihi ve kültürel çeşitliliği, dönemin resmi mahkeme kayıtları olan Şeriyye Sicilleri ile bir kez daha belgelendi.
Kentteki dini grupların, özellikle de Süryani cemaatinin yerleşim alanlarına dair en sağlıklı verileri sunan bu arşivler, eski Diyarbakır’da hayatın sanılanın aksine keskin çizgilerle ayrılmadığını, tam bir komşuluk ilişkisi içinde geçtiğini gösteriyor.
Gayrimüslim yerleşimleri
Tarihi kayıtlara göre, Sur içi bölgesinde toplam 120 mahalle bulunuyordu.
Bu mahallelerin 65’inde yalnızca Müslümanlar, 13’ünde ise sadece gayrimüslim nüfus ikamet ediyordu. Geriye kalan 42 mahalle ise farklı inançların bir arada hayat sürdüğü karışık mahallelerdi.
1785 yılına kadar arşivlerde adı geçen ve ağırlıklı olarak Hristiyan (Süryani, Ortodoks, Katolik, Protestan, Nasturi, Keldani) ile Musevi cemaatlerinin yaşadığı 13 özel mahalle şunlardı:
''1. Hacı Maksud, Şemsiyan, Meryem-i Kebir, Mor Habib, Rumiyan, Yahudiyan, Küçük Kinisa, Meryem-i Sağir, Molla Hennan, Meryemun, Köprüyan, Bekçiyan, Sarraf İskender.''
Kesin Sınırlar Yok, Ortak Yaşam Var
Arşiv belgeleri, özellikle 1785-1850 yılları arasında Diyarbakır’da Müslümanlar ile gayrimüslimlerin bir arada yaşadığı 42 karışık mahallede, dini grupların katı sınırlarla birbirlerinden kopmadığını gösteriyor.
Genellikle mahallenin bir sokağında veya bölümünde Müslümanlar, diğer kısmında ise farklı dini gruplar komşuluk ilişkileri içinde yaşamlarını sürdürüyordu.
Belgeler ayrıca, Diyarbakır'ın kadim topluluklarından olan Süryanilerin, kentin sosyal ve dini kalbi niteliğindeki Lale Bey Mahallesi’nde yer alan Süryani Meryem Ana Kilisesi ve çevresinde yoğun olarak kümelendiklerini açıkça ortaya koyuyor.




