Diyarbakır'ın en eski resimi, 490 yıl önce 20 Ekim 1535’te, Kanuni Sultan Süleyman İran Seferi’nden dönerken 22 gün kaldığı dönemde beraberindeki Matrakçı Nasuh'a ait.
Kanuni’nin İran seferini baştan sona belgeleyen Matrakçı Nasuh'un çiziminde surlarla çevrili kare planlı Diyarbakır, o dönemki adıyla ''Kara Amid'' olarak yer alıyor.
Surların dört ana kapısı olan Dağ, Yeni, Mardin ve Urfa kapıları resimde yer alırken, şehir, hem Osmanlı topografya geleneği hem de minyatür estetiği içinde kurgulanmış.
Minyatürün içinde Ulu Cami, Nebi Cami, Safa Cami ve bedesten sade biçimleriyle yer alır. Burada ölçü değil, önem sırası (mekansal hiyerarşi) öne çıkarılmış.
Matrakçı Nasuh’un bu yaklaşımı, klasik minyatürün süsleme geleneğini aşar; şehirleri bir bütün olarak proto-harita mantığıyla ele alınmış.
Böylece eser, yalnız bir sanat ürünü değil, aynı zamanda 16. yüzyıl Osmanlı şehir algısının görsel kaydını oluşturmuş.
Minyatörün sol tarafında uzanan Dicle Nehri, çevresine yerleştirilen ağaç kümeleri ve yeşil alanlar, Diyarbakır’ın suyla iç içe yaşamını ve verimli doğasını betimliyor.
Matrakçı Nasuh'un ünlü eseri Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn’e eklediği bu Diyarbakır minyatürü,İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde yer alıyor.