Mezopotamya’nın kalbi Diyarbakır, insanlık tarihi boyunca sayısız medeniyete beşiklik etti ancak bu topraklar aynı zamanda tarihin en büyük savaşlarının ve en acımasız yıkımlarının da yakın tanığı olmuş.

Bölge tarihine ışık tutan en sarsıcı belgelerden biri ise, Asur Kralı III. Salmanasar’ın bölgeye düzenlediği kanlı askeri seferlere ait kitabelerle gün yüzüne çıktı.

İşin en çarpıcı yanı; zalim kralın Diyarbakır ve çevresinde gerçekleştirdiği sistematik doğa ve kültür katliamını, binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan taş dikilitaşlarda adeta bir "zafer" gibi övünerek satır satır anlatmış olması.

Diyarbakır'da üniversite ve sağlık camiasının acı günü
Diyarbakır'da üniversite ve sağlık camiasının acı günü
İçeriği Görüntüle

İNGİLTERE'DE MÜZEDE SERGİLENİYOR

Asurluların o dönem eyalet başkenti olarak kullandığı, bugün ise Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde yer alan Üçtepe (Tuşhan) sarayında yapılan kazılarda çıkarılan dikili taşlar Londra’daki dünyaca ünlü British Museum’da sergileniyor.

Kralın kendi adına diktirdiği bu anıtlarda, Diyarbakır ve çevresine verilen zarar şu tüyler ürperten ifadelerle taşlara kazınmış:

"Güzel fidanlıkları dağıttım, dillere destan asma bağlarını tahrip eyledim, bahçeleri ve eşsiz güzellikteki sarayları atlarımızın ayakları altında ezdim, sazlık kadar sık ormanları yaktırıp kestirdim."

Tarihi kaynaklarda, Diyarbakır ve çevresinde küllerinden yeniden doğan Huriler, büyük bir azimle toparlanarak Asurlulara karşı muazzam bir karşı taarruz başlattığı ifade ediliyor.

Hurilerin bu destansı direnişi ve güçlü saldırısı karşısında tutunamayan Asur ordusunun ağır darbeler aldığı belirtilerek, bu hamlenin, Asur ilerleyişini tamamen durdurmakla kalmadığı, Diyarbakır topraklarındaki Asur egemenliğine de kesin olarak son verdiği anlatılıyor.

Kaynak: Doç. Atakan Akçay - Dr. Serdar Özbilen