Diyarbakır’ın merkezinde bir dönem ticaretin kalbi olan, içinden nehir suları geçen, valilerin askerlerle işgal ettiği o devasa yapılar nerede? Bugün tek bir taşları bile kalmayan hanların gizemli öyküsü...
Diyarbakır, bir zamanlar ipek yollarının, tüccarların ve dev kervanların buluşma noktasıydı. Şehrin her mahallesinden yükselen devasa hanlar, sadece ticaretin değil, siyasi krizlerin ve askeri hamlelerin de merkeziydi.
Ancak bugün ne yazık ki bu ihtişamlı yapıların birçoğundan geriye tek bir iz bile kalmadı.
Tarih kayıtlarından derlenen bilgiler, Diyarbakır’ın kayıp hanlarının büyüleyici ve bir o kadar da dramatik hikayelerini gün yüzüne çıkarıyor.
VALİ İLE PAŞA ARASINDAKİ ASKER KRİZİ
Tarihi arşiv bilgilere göre, 1810 yılında inşa edilen ve tam 81 odası, dev ahırları ve içinden akan ünlü Hamravat Suyu ile bir sarayı andıran İbrahim Paşa Hanı, tarihin en ilginç mülkiyet krizlerinden birine sahne oldu.
Dönemin Diyarbakır Valisi Emin Paşa, şehirdeki askeri kışlalar boş dururken gözünü bu lüks tüccar hanına dikti. İçindeki zengin tüccarları zorla dışarı atarak hana kendi askerlerini yerleştirdi.
Hanın sahibi İbrahim Paşa, İstanbul’a padişaha kadar uzanan bir şikayet dilekçesi (arz) yazarak hakkını aradı.
Yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından valinin askerleri handan çıkarıldı ve yapı yeniden tüccarlara iade edildi. Ancak bu muhteşem hanın ne zaman ve nasıl yıkıldığı hala bilinmiyor.
EVDEN HANA, HANDAN KIŞLAYA
Şehrin bir diğer gizemli yapısı ise Melek Ahmed Paşa Hanı’ydı. Aslında 1500’lerin sonunda sadece lüks bir konak (ev) olarak inşa edilen bu mülk, daha sonra Dilaver Paşa tarafından devasa bir hana dönüştürüldü.
İçindeki hareketlilik o kadar cezbediciydi ki, 1842 yılına gelindiğinde Osmanlı ordusunun süvari askerleri bu hanı bir kışla olarak kullanmaya başlamıştı.
KAYIP TİCARET MERKEZLERİ
Tarih kayıtlarında isimleri geçen ama bugün sokak aralarında izi dahi bulunamayan diğer tarihi hanlar ise şunlar:
Tütün Hanı: Deva Hamamı'nın hemen arkasında yer alan, içinde kendi özel hamam külhanı bulunan, tütün ticaretinin kalbi olan butik bir handı.
İpekoğlu Hanı (Bengi Han): Penbeciler Çarşısı’nda tam 54 odası ve su kuyusuyla bilinen bu dev tesis, yüzyıllarca ayakta kaldıktan sonra I. Dünya Savaşı'nın yarattığı tahribatla haritadan silindi.
Kayseriye ve Han-ı Cedîd: 1500'lü yıllarda Behram Paşa ve İskender Paşa vakıfları tarafından inşa ettirilen, havuzlu avlulara sahip bu hanlar da zamana yenik düştü.
YERLERİ BİLİNMEYEN HANLAR
Diyarbakır masraf ve vakıf defterlerinde adı açıkça geçen; Sipahioğlu, Halid Ağa, Şevketlü, Gümüşhaneli Defterdar, Börekçiler, Alaca, İskenderoğlu, Karakaş, İshakoğlu ve İç Kale'deki Zincir Han'ın tam olarak nerede olduğu, hangi sokakta yükseldiği bugün tarihçiler tarafından hala tespit edilebilmiş değil.
Diyarbakır'ın bu "hayalet yapıları", yer altındaki temellerinde hala keşfedilmeyi bekleyen devasa bir orta çağ ticaret mirasını saklıyor.





