Küresel ısınma…İklim değişikliği…Ve beraberinde gelen kuraklık…
Yaz aylarıyla birlikte kuruyan kuyular, tükenen kaynaklar…Suya hasret topraklar, susuz kalan sürüler…
Ve hepsinden çok, göçebe yaşamı sürdüren insanlar… Göçerler, umutsuzluğun kıyısında bir başına kaldı…Tam da umutların tükendiği, hayvanların suya, insanların çaresizliğe mahkûm olduğu o anda… Su, kilometrelerce uzaktan geldi… Yılan gibi kıvrıla kıvrıla gelen tankerler, kuruyan toprağa ve umudu tükenen insanlara can taşıyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Karacadağ bölgesindeki yaylalara her gün onlarca ton su taşımaya devam ediyor. Sadece su değil bu tankerlerin getirdiği… Göçün önüne çekilmiş bir set adeta…
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kırsal kalkınma Dairesi Başkanı Vedat Özer, gelen talepler üzerine bölgede bir çalışma yaptıklarını ve şu anda yaklaşık 30 yaylada bulunan 15 binin üzerinde küçük ve büyükbaş hayvan için her sabah tankerlerle su taşıdıklarını söyledi.
Özer, “Günlük olarak 70 - 80 ton suyu yaylalara ulaştırıyoruz. Daha önce depolar ve su atar sistemleri kurmuştuk, şimdi onları besliyoruz. Karacadağ bölgesi, süt ve süt ürünlerinde Diyarbakır’ın bel kemiği. Biz bu emeğe sahip çıkmaya çalışıyoruz. Burada yaşayan insanlara biraz olsun merhem olmak istiyoruz.”dedi.
Göçer aileler için bu su, yalnızca içilecek bir kaynak değil…Bu su, göçü durduran, hayvancılığı sürdüren, umudu yeşerten bir can damarı adeta.
Aileler, “Suyumuz kalmamıştı. Göçmek zorunda kalacaktık. Belediyeye başvurduk, tanker geldi, depolar doldu. Allah razı olsun. Bizim hayatımız hayvancılıkla geçiyor. Susuz kalmıştık. Bu suyu getirmeseler, buradan gitmek zorundaydık. Şimdi hayvanlarımız da biz de bir nebze olsun rahatladık.”dediler.