220 milyon metreküp kapasiteli barajda şu anda yalnızca 30 milyon metreküp su bulunuyor. Uzmanlar, bu durumun temel nedenleri arasında iklim değişikliği, yağış azlığı ve yüksek buharlaşma oranlarını gösteriyor.
1972 yılında sulama amacıyla Devegeçidi Çayı üzerinde kurulan baraj, özellikle Karacadağ’dan gelen sularla besleniyor. Ancak son yıllarda bölgedeki yağışların yetersiz kalması ve sıcaklıkların artması barajdaki su miktarını ciddi şekilde etkiledi. Baraj, Diyarbakır’da tarımsal üretim açısından hayati bir öneme sahip. Yaklaşık 58 bin dekarlık tarım arazisi bu kaynaktan sulanıyor. Aynı zamanda göl, 110 kuş türüne ev sahipliği yaparak önemli bir biyolojik çeşitliliği barındırıyor. Göldeki tatlı su balıkları ise bölgedeki balıkçılar için geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Ancak su seviyesindeki düşüş, tüm bu canlı yaşamı ve tarımsal üretimi tehdit ediyor.
2021’de Kuruma Noktasına Gelmişti
Barajda 2021 yılında da ciddi bir su krizi yaşanmış, göl neredeyse tamamen kuruma noktasına gelmişti. Bu süreçte, Diyarbakır Kuraklık Kriz Koordinasyon Merkezi’nin aldığı kararla baraja dış kaynaklardan su taşınması kararlaştırılmıştı. DSİ 10. Bölge Müdürlüğü tarafından 2022 yılında başlatılan çalışmayla, 59 kilometre uzaklıktaki Dicle Barajı’ndan Devegeçidi Barajı’na 27 milyon metreküp su taşındı.Bu su transferi, bölgedeki çiftçilerin mağduriyetini kısmen önledi. Ancak yapılan bu işlem ciddi bir maliyet oluşturdu. Sadece 2022 yılındaki takviye çalışmasında yaklaşık 6 milyon kilovatsaat enerji harcandı ve bu da o dönem için 15 milyon TL’lik bir gider anlamına geliyordu.
“Şimdilik Risk Yok”
Yetkililer, şu an için barajda riskli bir durum olmadığını, ihtiyaç halinde su takviyesi yapılabildiğini belirtti. Ancak bu tür takviyelerin yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken yetkililer, sulama sezonunun sonuna yaklaşılması nedeniyle mevcut su miktarının yeterli göründüğünü ifade etti.
Biyoçeşitlilik ve Çevre Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan su azalması ve kar yağışlarındaki düşüşün, barajdaki su miktarını ciddi şekilde azalttığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Öyle ki, bazı yıllarda barajın neredeyse tamamen kuruduğuna tanık olduk. Bu yıl ise kapasitesinin yalnızca yüzde Umarız tamamen kurumaz, çünkü burada yaptığımız araştırmalarda 100’den fazla kuş türü tespit ettik. Adeta bir kuş cenneti burası. Pek çok su kuşunu burada gözlemlemek mümkün: ördekler, kazlar, balıkçıllar, yalıçapkınları ve diğer ötücü kuşlar… Gündüz ve gece yırtıcı kuş türleri de burada yaşam alanı buluyor. Özellikle nadir görülen yalıçapkınlarını burada görmek mümkün. Üreme alanları mevcut. Ayrıca pek çok balık türü de bu gölette yaşıyor. Bunların dışında bölgede birçok sürüngen türü ile omurgasız canlılardan böcek türlerini de görmek mümkün. Ancak ne yazık ki bu canlıların yaşam alanları giderek daralıyor. Yağışların etkisiyle zaman zaman su seviyesinde kısmi yükselmeler oluyor. Özellikle kar yağışlarını umutla bekliyoruz. Ancak genel tablo ne yazık ki umut verici değil.”
Küresel ısınmanın dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de, Diyarbakır’da ve bu bölgede de birçok dere ve çayın kurumasına neden olacağınının öngörüldüğünü anlatan Kılıç, “Bu nedenle buradaki suyun korunması ve kirletilmemesi çok kıymetli. Bölgenin farklı yönleriyle tanıtılması ve korunması amacıyla ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu süreçte kurumlar arası iş birliği şart. Aynı zamanda vatandaşın da duyarlılığı büyük önem taşıyor. Unutmamalıyız ki, buradaki doğal yaşam, çevredeki tarımsal faaliyetlerin de sağlıklı şekilde sürdürülebilmesine katkı sunmaktadır.” diye konuştu.
Öte yandan çiftçilere de aşırı su kullanımı konusunda uyarılarda bulunuluyor. Uzmanlar, suyun verimli kullanılması ve kuraklıkla mücadele kapsamında daha planlı sulama sistemlerinin teşvik edilmesi gerektiğine işaret ediyor.