Tarihi belgelerde yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılda Diyarbakır’a gelen seyyahların kaleme aldığı notlar, kentin o dönemdeki ekonomik ve mimari gücünü gözler önüne seriyor.

Bu notlardan en dikkat çekici olanı ise Hasan Paşa Hanı’yla ilgili. Yalnızca mimarisiyle değil, içinde yer alan 500 pamuk tezgâhı ve canlı ticari yaşamıyla bu han, döneminin en etkileyici yapılarından biri olarak tanımlanıyor.

İNGİLİZ SEYYAHTAN DİKKATİ ÇEKEN NOTLAR

Diyarbakır’ı 1816 yılında ziyaret eden İngiliz seyyah J. S. Buckingham, şehirde tam 15 kervansaray olduğunu yazar. Daha sonra 1891 yılında Fransız diplomat V. Cuinet ise bu sayının 19 han ve ayrıca büyük kubbeli bir çarşıya ulaştığını belirtir.

Kentin ticari yapısını belgeleyen bu notlar, aynı zamanda Osmanlı döneminde Diyarbakır’ın bölgedeki önemli bir ticaret merkezi olduğunu gösterir.

HASAN PAŞA HANINA ÖVGÜLER

Buckingham, özellikle Hasan Paşa Hanı üzerine detaylı gözlemlerini paylaşır. Urfa’daki benzer hanlardan daha iyi olduğunu belirttiği bu yapı için, “Alt avlusunda mısır pazarı kurulur. Etrafında dolu ambarlar bulunur. Üst katlarda ticaret ve imalat yapılır” ifadelerini kullanır.

Seyyahın dikkat çektiği en çarpıcı detay ise han içerisinde 500 pamuk tezgâhının çalıştığı bilgisidir.

MİMARİ VE İKTİSADİ ZENGİNLİK

Ermeni seyyah Polonyalı Simeon ise 1683 tarihli notlarında hanın üç katlı olduğunu ve mimari ihtişamıyla dikkati çektiğini yazar. Hasan Paşa Hanı, sadece ticaretin değil, aynı zamanda mimari estetiğin de merkezlerinden biri olarak tanımlanır.

YÜZYILDA BİLE ETKİSİNİ SÜRDÜRDÜ

Diyarbakır’daki handa 500'ü birden çalışıyordu

20. yüzyılın başlarında Diyarbakır’a gelen ünlü İngiliz seyyah Gertrude Bell’in 1909 tarihli notlarında da hanlardan söz edilir.

Bell, Diyarbakır’daki hanların siyah ve beyaz bazalt taşlardan yapıldığını yazar; bu da kentin geleneksel mimarisinin hanlara da yansıdığını gösterir.

TARİHİN İZLERİ HÂLÂ AYAKTA

Bugün ayakta kalan ve tarihte bir çok amaçla kullanılan Hasan Paşa Hanı, geçmişin ekonomik canlılığına tanıklık eden en önemli yapılardan biri olarak dikkati çekiyor.

Seyyahların gözlemleri, Diyarbakır’ın tarihi hanlarının yalnızca birer ticaret merkezi değil, aynı zamanda şehir hafızasının önemli parçaları olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Kaynak: Dr. Nursel Karaca