Bugün her taşıyla görkemli bir geçmişi taşıyan Diyarbakır surları, bu üç fotoğrafla zamanın içinden fısıldıyor. 1930’larda çekilen kareler, şehrin Mardinkapı ve Urfakapı (Rum Kapı) çevresindeki görünümünü olduğu gibi yansıtıyor.
Henüz modern şehirleşmenin dokunmadığı bir dönemde, toprak yollar, taş yığınları ve devasa surlar... Bu karelerde, tarihin gündelik hayatla iç içe geçtiği o eşsiz atmosfer hissediliyor.
BİR ŞEHRİN SESSİZ TANIKLARI
Fotoğraf: Mardin Kapı
Yıkımın eşiğine gelen surların ayakta kalması, kaderin bir cilvesi değil; tarihe duyulan saygının sonucu.
Bu fotoğraflar, sadece mimariyi değil, Diyarbakır’ın kaybolan ritmini, sessizliğini ve sadeliğini de anlatıyor.
At arabalarıyla ilerleyen insanlar, taşlık araziler ve surların heybeti... Her detay, şehrin yitip giden geçmişinden bir sahne sunuyor.
BUGÜNE KALAN NOSTALJİ
Fotoğraf: Urfa Kağı (Rum Kapı(
Nostaljik bir pencere aralayan bu kareler, 1930'lu yıllarda geldiği Diyarbakır'da girişimlerde bulunarak surların yıkımını önleyen Fransız mimar Albert Gabriel'in objektifinden günümüze ulaştı.
Fotoğraf: Sur genel görünüm