Diyarbakır’ın kalbi sayılan ve binlerce yıldır kesintisiz yaşamın sürdüğü Amida Höyük’te (Virantepe) yer alan İçkale, tarih boyunca bölgenin yönetim üssüydü.
Bu kadim merkezin en önemli yapısı olan Artuklu Sarayı, eğer yıkılmasaydı bugün tam da, yapay zekanın hazırladığı bu fotoğraftaki gibi muazzam bir silüetle şehri selamlıyor olacaktı.
Uzun yıllar askeri birlikler tarafından kullanılan ve bugün titiz kazılarla geçmişi aralanan bu alan, sadece bir saray değil, aslında dünya teknoloji tarihinin başladığı yer.
ROBOTLARIN DOĞDUĞU ODALAR
Artuklu Sarayı’nı benzersiz kılan en büyük değer, mekanik dehası El Cezeri’nin 13. yüzyılda bu sarayda yaşamış olmasıdır.
El Cezeri; suyun kaldırma gücü ve basıncını kullanarak dünya tarihinin ilk robotlarını bu sarayın avlusunda yürüttü.
Artuklu hükümdarlarına hizmet eden otomatik abdest alma robotları, şerbet ikram eden düzenekler ve su saatleri ilk kez burada hayat buldu.
Yani bugün hayranlıkla baktığımız yapay zekanın ilk temelleri, bu sarayın duvarları arasında atıldı.
SARAYIN ALTINDAKİ GİZEM
Yıllardır süren kazı çalışmalarında sarayın sadece ihtişamı değil, yer altındaki sırları da bir bir gün yüzüne çıkarılıyor.
Son keşiflerde, sarayın hemen altında kuşatmalara karşı yapılmış gizli geçitler ve devasa bir su kaynağı ortaya çıkarıldı.
Arşiv belgelerine göre bu su, El Cezeri’nin kendi kendine çalışan otomatlarını ve saray fıskiyelerini besleyen ana yaşam damarıydı.
DÜNYA TEKNOLOJİSİNİN DOĞDUĞU YER
Osmanlı döneminden yakın tarihe kadar askeri kışla ve idari merkez olarak kullanılan İçkale, Diyarbakır’ın en büyük sır küpü. Bugün o kuleler ve El Cezeri’nin yürüdüğü avlu bu fotoğraftaki gibi ayakta kalsaydı, Diyarbakır bugün sadece kadim bir kent olarak değil, ''dünya teknolojisinin doğduğu başkent'' olarak anılacaktı.
Amida Höyük’teki kazılar derinleştikçe, toprağın altındaki bu ihtişam dünyayı şaşırtmaya devam ediyor.




