Tarihi kaynaklarda er alan bilgilere göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun kadim kenti Diyarbakır, yüzyıllar boyunca pek çok valiye ev sahipliği yaptı. 1515’te Osmanlı topraklarına katılmasından Cumhuriyet’e kadar geçen sürede tam 245 vali görev yaptı. Ancak bu uzun liste içinde bir isim var ki, şehre olan bağlılığıyla tarihe geçti: Çeteci Abdullah Paşa.
5 KEZ DİYARBAKIR’A DÖNDÜ
1740–1759 yılları arasında tam 5 kez Diyarbakır Valiliği’ne atanan ve çetelerle yaptığı başarılı mücadelesi nedeniyle bu adı alan Çeteci Abdullah Paşa, adeta şehre gönül vermişti.
Saraydaki güç dengeleri nedeniyle sık sık görevden alınsa da, her defasında yolu yeniden Diyarbakır’a düşüyordu. Onun bu ısrarlı dönüşleri, Diyarbakır’ın Osmanlı için ne kadar stratejik bir şehir olduğunun da en açık göstergesiydi.
ALTIN ÇAĞIN İSTİKRARI
Diyarbakır’ın Osmanlı tarihindeki yeri, sadece Çeteci Abdullah Paşa ile sınırlı değil. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde, şehir bir “altın çağ” yaşamıştı. 14 yıl valilik yapan İskender Paşa, 7 yıl görevde kalan Hüsrev Paşa ve Bıyıklı Mehmet Paşa gibi isimler Diyarbakır’ın istikrarını simgeliyordu.
SİYASİ FIRTINA YILLARI
Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, imparatorluğun İstanbul’daki sarsıntıları Diyarbakır’a da yansıdı.
Bir zamanlar paşaların yıllarca hüküm sürdüğü şehirde, artık bir valinin görev süresi bir yılı bile bulmuyordu. Bu baş döndürücü trafik, Osmanlı’nın çöküşe giden yolunun en somut örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
BİR ŞEHRİN GİZEMLİ AŞKI
Çeteci Abdullah Paşa’nın Diyarbakır’a her defasında geri dönüşü hâlâ tarihçiler için bir merak konusu.
Bu, kişisel bir tutku muydu, yoksa saray entrikalarının gölgesinde şekillenen bir kader mi? Sebebi her ne olursa olsun, onun hikâyesi Diyarbakır’ın Osmanlı için vazgeçilmez bir kale olduğunun altını bir kez daha çiziyor.




