Tarihi kaynaklarda yer elen arşiv bilgilere göre, 11. yüzyılın ortalarında bugünkü Diyarbakır ve çevresinde yaşanan bir dizi olay, bölge tarihine hem siyasi çekişmeler hem de trajik bir çatışma örneği olarak yansıdı.
Oğuz beyleri Boğa ve Anasıoğlu’nun Meyyafarikin (Silvan)kuşatması sırasında sarhoşken birbirlerini yaralayarak ölmesinin, tarihin dikkati çekici olayları arasında yer aldığı kaydediliyor.
OĞUZ BEYLERİ DİYAR-İ BEKR’E GİRİŞ YAPTI
Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in 1043 yılında çağrısını reddeden Oğuz beyleri Boğa, Göktaş, Anasıoğlu ve Mansur'un Azerbaycan üzerinden Diyar-ı Bekr’e (Diyarbakır ve çevresi) geldiği anlatılarak, Amid (Diyarbakır), Meyyafarikin (Silvan), Erzen (Siirt bölgesi) ve Mardin çevresinde dolaşan bu birliklerin uzun süre boyunca bölgede yağma faaliyetlerinde bulunduğu belirtiliyor.
TUĞRUL BEY DİYARBAKIR’I ONLARA VERDİ
Musul önlerinde bozguna uğrayan bu grupların, yeniden Tuğrul Bey’in hizmetine girerek ona biat ettiği ve Tuğrul Bey'in de Diyar-ı Bekr’i bu beyler arasında ikta (vergi gelirlerinin belirli şartlarla görevlilere tahsis edilmesi) olarak paylaştırdığı ifade ediliyor.
50.000 DİNAR BİLE DURDURAMADI
Oğuz beylerinin bölgedeki yağmalarının bir süre sonra yeniden başladığı ve bu durumun, bölge halkı ve yönetimi açısından büyük bir tedirginlik yarattığı belirtilen arşiv belgelerinde, ''Boğa ve Anasıoğlu, Meyyafarikin önlerine gelerek şehri kuşattı. Bölgenin hâkimi Nasruddevle, kuşatmayı kaldırmaları için 50.000 dinar teklif etti. Ancak bu teklif reddedildi ve kuşatma devam etti'' deniliyor.
SARHOŞLUK, KAOS VE KAN
Kuşatma sürerken bir gece Boğa ve Anasıoğlu'nun sarhoş olduğu ve aralarında çıkan tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştüğü ifade edilerek, her iki beyin de birbirini yaralayarak hayatını kaybettiği ve komutanlarını kaybeden Oğuz askerlerinin de bu kez kendi aralarında çatışmaya başladığı kaydediliyor.
Bu iç karışıklığı fırsat bilen Nasruddevle'nin, topladığı birliklerle aniden saldırıya geçtiği, kuşatma altındaki şehirde yaşanan panikten yararlanan Nasruddevle kuvvetlerinin, kuşatmayı tamamen dağıttığı anlatılıyor.
Sarhoşlukla başlayan bir kavganın, bölgedeki Oğuz varlığının çöküşünü getiren sürecin başlangıcı olduğu belirtiliyor.
KADILAR ARASNDA KAVGA
Saray içinde gerginliğin devam ettiği 1045 yılında, Meyyafarikin Kadısı Ebu’l Mürca'nın Musul Kadısı ile yaşadığı mektup anlaşmazlığı sonucu tutuklandığı ve Nasruddevle ile Ukayloğulları arasında süren gerilimin bu olaya da yansıdığı belirtilerek, Kadı Ebu’l Mürca'nın, sarayın bir burcuna hapsedilip kapısı sıvanarak ölüme terk edildiği, yerine Ebu Mansur b. Şazan et-Tusi'nin atandı kaydediliyor.