Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır’da yürütülen Board Misyonerliği faaliyetleri, yerel yöneticilerle kurulan dikkati çekici ilişkilerle başladı.

Diyarbakır Paşası Hamdi Paşa'nın, Dr. David Nutting’e faaliyetlerinden duyduğu memnuniyetin bir göstergesi iki değerli at hediye ettiği belirtilerek, bununla da yetinmeyen Paşanın, Board Misyonerlerine 80 bin dolar bağışta bulunduğu ve Paşa’nın talimatıyla Kenan Paşa’nın da misyonerlere 4 bin dolar bağış yaptığı kaydediliyor.

Ancak, bu yakınlaşmanın fazla uzun sürmediği ifade edilerek, gerek yerel halktan gelen tepkiler, gerekse artan huzursuzluklar nedeniyle misyonerlerle olan bu sıcak ilişkinin zamanla yerini gerilime bıraktığı anlatılıyor.

ŞEHRİ TERK ETTİLER

Yaşanan gerilim üzerine, 1855 yılında Diyarbakır Paşasının, misyoner Walker ile Diyarbakır’da faaliyet yürüten Baron Stepan’a şehri terk etmeleri yönünde emir verdiği, ancak Baron Stepan bu emre uymayarak çalışmalarına devam ettiği belirtilerek, bu durumun yerel yönetim ile misyonerler arasındaki gerilimi daha da tırmandırdığı ifade ediliyor.

ÇÜNGÜŞ'TE KRİZ, ERGANİ VE EĞİL'DE GERİLİM

Arşiv bilgilerde, 1857 yılında Çüngüş’te Protestanlar ile yerel idare arasında ciddi sorunlar yaşandığı kaydedilerek, olayları yatıştırmak amacıyla Çüngüş ve Eğil’e giden misyoner Mr. Dunmore'un karşılaştığı sert tepkiler nedeniyle bölge halkı için sert ifadeler kullandığı anlatılıyor..

TUTUKLAMALAR,SÜRGÜN VE YASAKLAR

1864 yılında Kıtırbıl’da Board Teşkilatı adına faaliyet yürüttükleri tespit edilen bazı misyonerlerin, askeri yetkililer tarafından tutuklandığı ve üç ay süreyle Erzincan’a sürgüne gönderildiği belirtilerek, İngiliz konsolosluğunun girişimlerine rağmen karardan vazgeçilmediği bildiriliyor.

1867 yılında Diyarbakır ile Mardin arasında faaliyet yürüten bazı misyonerlerin jandarma tarafından tutuklanarak gözaltına alındığı da ifade ediliyor.

Yaşanan tüm bu gelişmeler, Diyarbakır’daki misyonerlik faaliyetlerinin bir yandan devlet desteği, diğer yandan ise yoğun denetim ve baskı altında yürütüldüğünü ortaya koydu. Hediyelerle başlayan ilişkiler, zamanla sürgün, tutuklama ve yasaklarla şekillenen karmaşık bir sürece dönüştü.

Kaynak: Dr. Gülşen Akkoyun Özlü / Dicle Üniversitesi