Osmanlı döneminde Diyarbakır’da sürgün edilen kişilerin geri dönmelerinden mahalle yönetimleri sorumlu tutularak ''nezir bedeli'' uygulaması getirildiği belirtildi.
Diyarbakır Salnamelerinde yer alan bilgilere göre, Osmanlı döneminde Diyarbakır’da yaşanan siyasi ve toplumsal sorunların çözümü için valiler tarafından oluşturulan divan toplantıları, şehir yönetiminde önemli bir rol üstleniyordu.
Divân-ı Hümâyun’un yerel bir modeli niteliğinde olan bu toplantılarda alınan kararlar hem asayişi hem de ekonomik düzeni doğrudan etkiliyordu. 19. yüzyılın başında toplanan ''Diyarbakır Divanı''nda alınan bir karar ise özellikle dikkat çekiyor: Ssürgün edilen kişilerin şehre geri dönmesi durumunda ''nezir bedeli'' uygulanması.
DİVANDA KİMLER YER ALIYORDU
Diyarbakır’da 1802 yılında yaşanan karışıklıkların ardından dönemin Diyarbakır Valisi Mehmet Paşa tarafından, Ağustos 1803’te geniş katılımlı bir divan toplantısı düzenlediği kaydediliyor.
Toplantıya şehrin eski ve yeni müftüleri, beş müderris, Hanedan-ı Amid’den üç kişi, Amid Serdarı, ocaklılardan temsilciler ve bir mahkeme kâtibinin katıldığı belirtilirken, toplam 24 kişiden oluşan bu divanın, şehirdeki huzursuzlukların giderilmesi için çeşitli kararlar aldığı ifade ediliyor.
KARMAŞAYA NEDEN OLAN YAPI KALDIRILDI
Divanın en önemli kararlarından birinin şehirde karışıklığa yol açtığı belirtilen ''31 Ortası'' adlı yapının kaldırılması olduğu kaydediliyor.
Bu kararın ardından mahalle imamlarının görüşlerine başvurularak olaylara karıştığı belirlenen bazı kişilerin Diyarbakır’dan sürgün edilmesine hükmedildi.
SÜRGÜNDEN DÖNENLERE NEZİR BEDELİ
Toplantıda alınan dikkat çekici kararlardan biri de sürgün edilen kişilerin şehre geri dönmesi durumunda uygulanacak yaptırımla ilgiliydi.
Buna göre sürgün edilen kişiler yeniden Diyarbakır’a gelirse ''nezir bedeli'' mahalle imamları ve mahalle ihtiyarlarından tahsil edilecekti. Bu uygulamanın amacının, sürgün kararının ciddiyetini korumak ve mahalle yönetimini de sorumluluk altına almak olduğu anlatılıyor.
DİVAN EYALET SİSTEMİYLE KALDIRILDI
Arşiv belgelerine göre, uygulamanın 19. yüzyılın ortalarına kadar sürdüğü ve 1840’lı yıllarda eyalet ve sancak meclislerinin güçlenmesiyle birlikte divan sisteminin önemini yavaş yavaş kaybettiği belirtiliyor.




