Diyarbakır ile ilgili tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda merkezi otoriteyi güçlendirmek amacıyla doğrudan yönetime geçiş süreçleri yürüttü.
Bu kapsamda 1847 yılında, Bedirhan Bey isyanının bastırılmasının hemen ardından, yeni bir idari birim olarak “Kürdistan Eyaleti”nin kurulduğu ve eyaletin merkezinin Diyarbakır olarak belirlendiği, birçok önemli bölgenin bu yapı altında birleştirildiği belirtiliyor.
YENİ YÖNETİM ADIMI
Botan bölgesinde 1846 yılında Bedirhan Bey öncülüğünde çıkan isyanın, Osmanlı Devleti tarafından ciddi bir tehdit olarak değerlendirildiği ifade edilerek, Anadolu Ordusu Müşiri Osman Paşa’nın yürüttüğü askerî harekât sonucunda isyanın bastırıldığı kaydediliyor.
İsyanın ardından bölgedeki emirlik yapılarının kaldırıldığı ve merkezi otoriteyi pekiştirmek amacıyla yeni bir idari düzenlemeye gidildiği anlatılıyor.
KÜRDİSTAN EYALETİ’NİN KURULUŞ SÜRECİ
Belgelerde, Osmanlı Devleti'nin, 1847 yılının Aralık ayında ''Kürdistan Eyaleti''ni resmen kurduğu ve bu eyaletin, Diyarbekir Eyaleti'nin yanı sıra Van, Muş ve Hakkâri sancakları ile Cizre, Botan ve Mardin kazalarını kapsayacak şekilde oluşturulduğu ifade ediliyor.
Bu girişimin Tanzimat reformlarının doğrudan uygulanması için bir zemin oluşturmayı amaçladığı belirtilerek, yeni eyaletin yönetimi için dönemin deneyimli bürokratlarının görevlendirildiği bildiriliyor.
BELGRAD'TAN DİYARBAKIR'A ATAMA
Eyaletin ilk valiliği için öncelikle Musul Valisi Esad Paşa düşünülse de Belgrad Valisi Vecihi Paşa’nın atanması yönünde karar verildiği bildiriliyor.
Bölgede yönetim ağı şu şekilde oluşturuldu:
Van Kaymakamlığına Mîrimîrân Mehmet Reşit Paşa,
Diyarbekir Kaymakamlığına defterdar Mîrimîrân Süleyman Paşa,
Cizre, Botan ve Mardin Kaymakamlığına Mustafa Paşa atandı.
Bu görevlendirmeler, bölgenin doğrudan merkezden idare edilmesini sağlamayı hedefledi.
“FETHİN” SEMBOLİK ANLAMI: PADİŞAHA UNVAN VERİLDİ
Belgelerde, ''Kürdistan Eyaleti'’nin kurulmasının, yalnızca idari değil, sembolik bir önem de taşıdığı kaydedilerek, Osmanlı Devleti'nin, bu yapıyı bir tür yeniden ''fetih'' olarak değerlendirdiği kaydediliyor.
Bu nedenle Meclis-i Vâlâ tarafından Sultan Abdülmecid’e “Kürdistan Fatihi” unvanı verilmesinin kararlaştırıldığı belirtiliyor.
OSMANLI YÖNETİM YAPISIYLA UYUMLU BİR MODEL
Yeni kurulan ''Kürdistan Eyaleti''nin, klasik Osmanlı yönetim modeline uyumlu şekilde yapılandırıldığı ifade edilerek, eyalet sisteminin, sancaklar ve kazalar aracılığıyla merkezî idareyle bütünleştirildiği bildiriliyor.




