Diyarbakır’ın İslam ordularınca fethinden önceki döneme dair anlatılanlar, tarih ve efsane arasında köprü kuruyor.
Vakidi'nin Kitabü’l-Fütuh adlı eserinde yer alan bir rivayet, Amid (bugünkü Diyarbakır) şehrinde iki kardeş arasında geçen iktidar mücadelesinin, bir kadının tahta geçişiyle sonuçlandığını ortaya koyuyor.
İKİ KARDEŞ, İKİ KALE: DOĞUDA PİTRİS, BATIDA YUHANNA
Rivayete göre, Arap ordusu gelmeden önce Diyarbakır’da Pıtris ve Yuhanna isimli iki kardeş hüküm sürüyordu.
Şehir ikiye bölünmüş durumdaydı: Pıtris doğuda, Yuhanna ise batıda yaşamaktaydı. Her biri kendi bölgesinde egemenliğini sürdürüyordu.
Yuhanna, Dara hükümdarının kızı Meryem ile evlenerek güçlü bir siyasi bağ kurdu. Meryem, güzelliğiyle olduğu kadar zekâsı ve planlarıyla da dikkati çekti. Şehre geldiğinde Diyarbakır’ın doğal güzellikleri karşısında hayran kaldı.
KIRILMA NOKTASI: EVLİLİK TEKLİFİYLE BAŞLAYAN AYRILIK
Bir süre sonra, Pıtris kardeşi Yuhanna’nın kızını oğlu Lavene ile evlendirmek istedi.
Yuhanna ise aynı teklifi Pıtris’in kızı için yaptı. Ancak taraflar anlaşamayınca aralarındaki ilişkiler koptu. Şehrin iki yakası arasındaki sur kapıları kapatıldı.
Bu durum Meryem’in dikkatinden kaçmadı. Artık harekete geçme zamanının geldiğine karar verdi.
TAHTA GİDEN YOL: ZEHİRLİ ŞARAPLA ZİYAFET
Meryem, barışı sağlamak bahanesiyle iki tarafın da ileri gelenlerini büyük bir ziyafete davet etti.
Ziyafette taraflara kendi elleriyle sunduğu şaraplar zehirliydi. Yemeğe katılan herkes öldü. Her iki kardeşin ve soylarının ortadan kalkmasıyla birlikte, Meryem tahtı ilan etti.
Kısa sürede halkın güvenini kazanan Meryem, yönetimini ilan etti. Diyarbakır’ın Rum Kapısı tarafında büyük bir kilise yaptırdı. Rum ülkelerinden din adamları getirterek onları koruması altına aldı.
ON İKİ YILLIK HÜKÜMDARLIK VE FETİH
Meryem, şehri on iki yıl boyunca yönetti. Bu süreç sonunda İslam ordularının başında bulunan İyaz b. Ganem Diyarbakır’a ulaştı.
Meryem’in hikâyesi, Diyarbakır’ın fethinden önceki döneme dair aktarılan en dikkat çekici efsanelerden biri olarak tarihe geçti.




