DİYARBAKIR

Diyarbakır'da herkes türküsünü biliyor, hikayesini ise çok az kişi

Diyarbakır'da dilden dile söylenen türkünün ardında yatan hikâye, kentin kültürel mirasını ve unutulmaya yüz tutan geleneklerini gün yüzüne çıkarıyor.

Abone Ol

Diyarbakır'da yıllardır söylenen ''Haram sudan atladım'' türküsünü hemen herkes bilir. Düğünlerde, sıra gecelerinde ve yöresel etkinliklerde dilden dile aktarılan bu türkü, aslında yüzyıllar öncesine uzanan ilginç bir hikâyeyi de içinde barındırıyor.

Türküye adını veren Haramsu'nun nasıl ortaya çıktığı, neden bu isimle anıldığı ve yıllar boyunca hangi inanışlara ev sahipliği yaptığı ise çok az kişi tarafından biliniyor.

ANZELEDEN BAŞLAYAN YOLCULUK

Haramsu'nun hikâyesi, Diyarbakır'ın Çift Kapı semtinde, geçmişte itfaiye binasının bulunduğu bölgede yeryüzüne çıkan Anzele Suyu ile başlıyor.

Halk arasında kutsal kabul edilen bu suyun Karacadağ'dan geldiğine inanılıyor.

Rivayetlere göre, Anzele Suyu'nun bir kolu Diyarbakır'a ulaşırken diğer kolunun ise Şanlıurfa yönüne aktığı anlatılıyor.

Anzele'de yaşayan balıklar da kutsal kabul ediliyordu. Geçmişte sarılık hastalığına yakalanan vatandaşların şifa bulmak amacıyla bu suya geldikleri, balıkların bulunduğu bölgede yıkandıkları ve dua ettikleri anlatılıyor.

HARAMSU ADI NEREDEN GELİYOR?

Anzele Suyu tek kanalda ilerledikten sonra iki kola ayrılıyordu. Kollardan biri dönemin mezbahanesine, diğeri ise tabakhaneye ulaşıyordu.

Mezbahanede kesilen hayvanların etleri, tabakhanede ise deriler bu suyla temizleniyordu. Yapılan işlemlerin ardından kirlenen su açık kanallar boyunca akarak Urfa Kapı ve Mardin Kapı güzergâhını izliyor, son olarak Dicle Nehri'ne dökülüyordu.

Suyun mezbaha ve tabakhaneden geçtikten sonra kirlenmesi nedeniyle halk arasında zamanla bu akarsuya ''Haramsu'' adı verildi.

TÜRKÜYE DÖNÜŞEN GELENEK

Haramsu yalnızca bir su yolu değildi. Aynı zamanda Diyarbakır'da uzun yıllar yaşatılan geleneklerin de merkezindeydi.

Özellikle çarşamba günleri kadınlar, genç kızlar ve erkekler abdest aldıktan sonra Haramsu'nun bulunduğu bölgeye gider, dualar ederek açıkta akan suyun üzerinden yedi kez atlardı.

Halk arasında bu uygulamanın dileklerin kabul olmasına vesile olduğuna inanılırdı. Bugün de hafızalarda yaşayan;

"Haram sudan atladım,
Mantin çarşaf topladım,
Muradım olur diye,
Her derdine katlandım."

dizeleri işte bu inanıştan ilham alınarak söylenmeye başlandı.

"CADIYI BATTAL ETME" İNANIŞI

Haramsu, yalnızca dilek dilemek için değil, kötü enerjilerden ve büyülerden korunmak amacıyla da ziyaret edilirdi.

Kısmetinin açılmasını isteyen genç kızlar, evlerinde sürekli talihsizlik yaşandığını düşünen aileler, kendilerine büyü yapıldığına inanan kişiler ve eşlerinin başka kadınlarla birlikte olduğunu düşünen kadınlar Haramsu'ya giderdi.

Halk arasında "cadıyı battal etmek" olarak bilinen uygulamanın kötü etkileri ortadan kaldırdığına inanılırdı.

Bazıları Haramsu'nun üzerinden yedi kez atlarken, bazıları ise sudan kırk yudum içerdi.

Anlatılanlara göre bazı kadınlar da eşlerinin kendilerine yeniden bağlanması için Haramsu'dan aldıkları suyla çamaşırlarını yıkıyor ya da bu sudan eşyalarına serpiyordu.

DİCLE'YE UZANAN HİKÂYE

Bir zamanlar Diyarbakır'ın günlük yaşamında önemli bir yere sahip olan Haramsu, Anzele'den doğuyor, mezbaha ve tabakhaneden geçerek Urfa Kapı ile Mardin Kapı güzergâhını izliyor ve sonunda Dicle Nehri'ne ulaşıyordu.

Bugün eski görünümünden eser kalmasa da Haramsu, Diyarbakır'ın kültürel hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Türkülere ilham veren hikâyesi, halk arasında anlatılan inanışları ve yıllarca sürdürülen gelenekleriyle kentin en dikkat çekici kültürel değerlerinden biri olmayı sürdürüyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">