DİYARBAKIR

Diyarbakır'da Çatalhöyük ve Çayönü şifresi!

Diyarbakır'da sergilenen ve binlerce yıllık geleneğin köklerinin Çayönü ve Çatalhöyük’e kadar uzandığı ortaya çıktı.

Abone Ol

İnsanoğlunun kendini ifade etme ve süslenme arzusu, sadece modern çağın bir getirisi değil; kökleri on bin yıl öncesine, Anadolu’nun ilk şafağına kadar uzanan devasa bir hafıza kartı.

Bu hafızanın en gizemli parçalarından biri olan ve geçmişte hem kadınlar hem de erkekler tarafından kullanılan ''tepelikler'' (başlık süsleri), Diyarbakır Müzesi’nin Etnografya Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlıyor.

Arşiv kayıtlarına göre, müze envanterine 1973-2006 yılları arasında satın alma yoluyla kazandırılan Osmanlı dönemine ait bu nadide eserler, yalnızca birer süs eşyası değil; dönemin ekonomik gücünü, inanç dünyasını ve sosyal statülerini gösteren birer tarihi vesika niteliğinde.

ON BİN YILLIK İZ: ÇAYÖNÜ'NDEN ÇATALHÖYÜK'E

Anadolu topraklarında başı süsleme geleneğinin geçmişi, insanlığın yerleşik hayata geçiş evresine kadar uzanıyor.

Arkeolojik arşiv verileri; Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan ve ilk metalurjik (maden işleme) faaliyetlerin görüldüğü Çayönü ile Konya’daki Çatalhöyük kazılarında ele geçen bulguların, bu geleneğin Neolitik Çağ’daki ilk adımları olduğunu kanıtlıyor.

Erken Bronz Çağı yerleşimlerinden Truva, Eskiyapar ve Alacahöyük’te bulunan eserler de takının Anadolu'daki bu binlerce yıllık köklü geçmişini doğruluyor.

ÇEVREYE MESAY VERMEK İSTEYENLERİN ORTAK DİLİ

Tarih boyunca Anadolu uygarlıkları bazen tamamen kendilerine özgü, bazen de birbirlerinden etkilenen tasarımlara imza attı.

Takılar çağlar boyunca her iki cinsiyet tarafından da ilgi görse de, kadınların kullanımında estetik kaygıların ötesinde derin anlamlar barındırıyordu.

Kadınlar, başlarının üzerinde taşıdıkları bu ihtişamlı yapılarla çevrelerine zenginliklerini, medeni durumlarını ve toplum içindeki saygınlıklarını ilan eden sessiz ama güçlü birer mesaj veriyorlardı.

TELKARİDEN GÜVERSEYE

Diyarbakır Müzesi’ndeki KoleksiyonuN üzerinde yapılan niteliksel ve niceliksel incelemeler, dönemin zanaatkarlarının ulaştığı teknik ustalığı gözler önüne seriyor.

Müzedeki eserlerin form ve süsleme detayları ise şöyle öne çıkıyor:

Geometrik ve Bitkisel Formlar: Tepelikler genel olarak yarım daire ve tam daire olmak üzere iki ana formda tasarlanmış. Çoğunlukla yuvarlak ve hafif bombeli bir yapıya sahipler.

Koleksiyondaki özel bir örnek, fes görünümünü andıran yarım daire formuyla dikkat çekerken, diğer örnekler dairesel hatlarıyla ayrışıyor.

İnce İşçilik Teknikleri: Eserlerin süslemesinde telkâri (gümüş tel işleme sanatı), güverse (küçük metal küreciklerle süsleme) ve mıhlama (değerli taş oturtma) tekniklerinin yoğun olarak kullanıldığı görülüyor.

Savat (gümüş üzerine siyah savat çamuru işleme) ve çalma-kazıma tekniklerine ise daha az yer verilmiş.

GÜNLÜK YAŞAMDA SADE, DÜĞÜNLERDE İHTİŞAMLI

Bugün yalnızca kadınların yöresel kıyafetlerinde veya gelin başlarında anımsadığımız bu başlıklar, geçmişte Anadolu insanının günlük yaşamının ayrılmaz bir parçasıydı.

Halk, günlük hayatın koşturmacası içinde daha sade tasarımlı tepelikleri tercih ederken; düğün, bayram ve tören gibi özel günlerde göz kamaştırıcı, adeta bir güç gösterisine dönüşen ihtişamlı modelleri başlarının tacı yapıyordu.

Geçmişte hem erkeklerin hem kadınların dünyasına yön veren, ancak günümüzde modernleşmeyle birlikte daha çok kadın estetiğine hitap eden bir geleneğe dönüşen tepelikler, tarihin ihtişamını geleceğe taşımaya devam ediyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">