İnsanoğlunun kendini ifade etme ve süslenme arzusu, sadece modern çağın bir getirisi değil; kökleri on bin yıl öncesine, Anadolu’nun ilk şafağına kadar uzanan devasa bir hafıza kartı.
Bu hafızanın en gizemli parçalarından biri olan ve geçmişte hem kadınlar hem de erkekler tarafından kullanılan ''tepelikler'' (başlık süsleri), Diyarbakır Müzesi’nin Etnografya Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Anadolu topraklarında başı süsleme geleneğinin geçmişi, insanlığın yerleşik hayata geçiş evresine kadar uzanıyor.
Arkeolojik arşiv verileri; Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan ve ilk metalurjik (maden işleme) faaliyetlerin görüldüğü Çayönü ile Konya’daki Çatalhöyük kazılarında ele geçen bulguların, bu geleneğin Neolitik Çağ’daki ilk adımları olduğunu kanıtlıyor.
ÇEVREYE MESAY VERMEK İSTEYENLERİN ORTAK DİLİ
Takılar çağlar boyunca her iki cinsiyet tarafından da ilgi görse de, kadınların kullanımında estetik kaygıların ötesinde derin anlamlar barındırıyordu.
TELKARİDEN GÜVERSEYE
Müzedeki eserlerin form ve süsleme detayları ise şöyle öne çıkıyor:
Koleksiyondaki özel bir örnek, fes görünümünü andıran yarım daire formuyla dikkat çekerken, diğer örnekler dairesel hatlarıyla ayrışıyor.
İnce İşçilik Teknikleri: Eserlerin süslemesinde telkâri (gümüş tel işleme sanatı), güverse (küçük metal küreciklerle süsleme) ve mıhlama (değerli taş oturtma) tekniklerinin yoğun olarak kullanıldığı görülüyor.
Savat (gümüş üzerine siyah savat çamuru işleme) ve çalma-kazıma tekniklerine ise daha az yer verilmiş.
GÜNLÜK YAŞAMDA SADE, DÜĞÜNLERDE İHTİŞAMLI
Halk, günlük hayatın koşturmacası içinde daha sade tasarımlı tepelikleri tercih ederken; düğün, bayram ve tören gibi özel günlerde göz kamaştırıcı, adeta bir güç gösterisine dönüşen ihtişamlı modelleri başlarının tacı yapıyordu.