Diyarbakır'da 2020 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'ne alınan Zerzevan Kalesi,
bu kez müziğin büyülü dünyasına kapı araladı.
Mithras Tapınağı’nda yapılan arkeolojik kazılarda küçükbaş hayvan kemiğinden yapılmış bir flüt bulundu.
Uzmanlar, küçükbaş hayvanın bacak kemiğinden yapılmış bu flütün Roma Dönemi’ne, yani M.S 3-5. yüzyıla tarihlendiğini belirtiyor.
Üzerinde altı delik bulunduğu belirlenen ve her iki ucu kırık olan flüt, tıpkı bir zaman kapsülü gibi dönemin kültürel, sanatsal ve inanç sistemlerine dair güçlü ipuçları barındırıyor.
AYİN MÜZİĞİ Mİ, ASKERİ TÖREN ÇALGISI MI?
Flütün Zerzevan Kalesi’nde yer alan Mithras Kutsal Alanı’na yakın bir noktada bulunduğunu ifade eden arkeologlar, bu çalgının, Mithras kültünün gizemli ayinlerinde mi çalındığının ya da askerî törenlerde mi kullanıldığının tam olarak belirlenemediğini söyledi.
Mithras inancının, ışık ve güneş tanrısı Apollon ile Roma’daki Sol Invictus kültüyle yakın ilişkilere sahip olduğunu belirten uzmanlar, antik kaynaklarda Apollon’un flüt ve lir ile icra edilen şiir ve dans sanatına olan ilgisi sıkça vurgulanırken, flütün ayinsel gücünün de özellikle ön plana çıktığını ve bu bağlamda Zerzevan flütünün, sadece bir çalgı değil, aynı zamanda mistik bir deneyimin anahtarı olabileceğini belirtiyor.
FLÜTÜN METALİK VE HÜZÜNLÜ SESİ
''Antik dönemlerde flüt, sadece müzik yapmakla kalmaz; aynı zamanda duyguları ifade etmenin de güçlü bir aracıydı'' diyen uzmanlar, Antik Yunan ve Roma metinlerinde flütün hüzünlü sesiyle yas törenlerinde kullanıldığını, hatta ölen ruhların bu sesle çekildiğinin anlatıldığını kaydediyor.
Sophokles’e göre, ise “ölülerin çalgısı liri değil, flüttür.”
DİYARBAKIR’DAN ANTİK DÜNYANIN SESİ YÜKSELİYOR
Zerzevan Kalesi’nde ortaya çıkarılan flütün, arkeolojik değerinin yanı sıra kültürel miras açısından da eşsiz bir önem taşıdığını anlatan uzmanlar, bu küçük kemik parçasının, binlerce yıl öncesinden bugüne bir ses, bir duygu, bir inanç taşıyor olabileceğini söylüyor.
Flütün bugüne ulaşan hali, müziğin insanlık tarihiyle ne kadar iç içe geçtiğini gösterirken; Diyarbakır’ın kadim topraklarında yankılanan ezgiler, antik dünyanın ruhunu günümüze taşıyor.