DİYARBAKIR

Diyarbakır’da bilinmeyen başka saraylar da mı vardı, kimler kullandı, hangileri kaldı?

Diyarbakır’daki saraylar, yüzyıllar boyunca yönetim merkezleri olarak kullanıldı. Peki bazıları neden unutuldu veya izleri kayboldu? Detaylar haberimizde...

Abone Ol


Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır İçkale'de bilinenin dışında da saraylar olduğu belirtiliyor.

Diyarbakır’da yüzyıllar boyunca inşa edilen sarayların, yönetim merkezleri ve konaklama yerleri olarak kullanıldığı kaydediliyor.

Orta Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar hükümdarların ikamet ettiği bu yapıların, daha sonra şehre atanan paşaların idare merkezi haline geldiği ifade ediliyor.

Bazı saraylar günümüze kadar ulaşırken, bazıları ise sadece seyyah anlatımlarıyla bilinirliğini sürdürüyor.

İBN HAVKAL, MERVANÎLER VE İLK SARAYLAR

X. yüzyılda bölgeyi gezen İbn Havkal, Diyarbakır’da sarayların bulunduğuna dikkati çekti.

Şehrin Mervanîler döneminde başkent haline gelmesiyle birlikte yeni hanedan saraylarının inşa edildiği anlatılan tarihi belgelerde, Mervanî hükümdarı Nasrüddevle döneminde Burcü’l-Melik’te bir saray yaptırıldığı, oğlu Ebü’l-Kasım Nizâmüddîn Nasr’ın 1068-1069 yılında yapıya dördüncü bir kat eklediği belirtiliyor.

EVLİYA ÇELEBİ’YE GÖRE İÇKALE’DE İKİ SARAY BULUNUYORDU

17. yüzyılda Diyarbakır’ı ziyaret eden Evliya Çelebi, İçkale bölgesinde biri Artukoğulları’ndan kalma, diğeri ise Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından yaptırılan iki sarayın yer aldığını kaydetti.

Ayrıca Bıyıklı Mehmed Paşa’nın sarayının 150 odası ve birkaç divanhanesiyle dikkati çektiğini de belirtiliyor.

MATRAKÇI NASUH’UN MİNYATÜRÜNDEKİ GÖSTERİŞLİ YAPILAR

Matrakçı Nasuh’un minyatürlerinde görülen kubbeli ve görkemli yapıların da, bu saraylar olduğu değerlendiriliyor.

Bu görseller, dönemin mimari detaylarını belgeleyen kaynaklar arasında yer alır.

BATILI SEYYAHLAR HARABEYİ BİLE KAYDA ALDI

1766 yılında Diyarbakır’a gelen C. Niebuhr, İçkale’deki saraydan ve aynı alanda yer alan, sadece ana duvarları ayakta kalmış başka bir yapıdan söz etti.

J. S. Buckingham ise sarayın cephesi harap olmasına rağmen ihtişamını koruduğunu ifade etti.

V. Cuinet, yapıların metruk görünümüne rağmen estetik ve mimari değeri olduğunu yazdı.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">