Diyarbakır’da 158 yıl önce Osmanlı Devleti tarafından kurulan yeni vilayet sistemi, Lübnan’daki “konfesyonalizm” modeline benzer bir yapı sundu. 1867 tarihli resmi düzenlemeler, gayrimüslimlerin yönetimde daha etkin olduğu ve merkeze sınırlı bağlılık taşıyan bir taşra sistemi oluşturdu.
Tarihi belgelerde, 1864 yılında temelleri atılan vilayet sisteminin, Haziran 1867’de Harput ve Kürdistan eyaletlerinin birleştirilmesiyle Diyarbakır’da uygulandığı kaydedildi.
Yeni sistemle birlikte Diyarbekir Vilayeti kuruldu.
Harput Valisi başka bir göreve alınırken, Kürdistan Eyaleti Valisi Mustafa Paşa, Diyarbekir’in ilk valisi olarak atandı.
Dört sancak, on yedi kaza ve kırk beş nahiye ile yeni idari yapı resmen yürürlüğe girdi.
YENİ SİSTEMDE GAYRİMÜSLİMLERE YÖNETİMDE ETKİN ROL VERİLDİ
Osmanlı arşiv kayıtlarına göre, 1861’de Lübnan’da kurulan ve gayrimüslimlerin yönettiği sınırlı sorumluluğa sahip özerk taşra modeline benzer şekilde, Diyarbakır’da da gayrimüslim unsurların yönetime dahil edildiği bir yapı oluşturuldu.
Vilayet merkezinin doğrudan vali tarafından yönetilmesi, yerel gruplara daha fazla etki alanı sağladı. Bu yapı, İstanbul’daki merkezi otoritenin denetimini sınırlayan bir uygulama olarak dikkati çekti.
LÜBNAN MODELİ VE DİYARBAKIR
Konfesyonalizm, devlet yönetiminde görevlerin mezhep ve dini kimliklere göre paylaştırılmasını esas alan Lübnan modeli, 1861’de Lübnan'da resmi olarak uygulamaya kondu.
Diyarbakır’daki 1867 tarihli vilayet düzenlemesinde de, benzer şekilde, taşrada mezhep ve etnik temsiliyete açık bir yapı oluşturuldu.
Bu durum, Osmanlı taşrasında Lübnan modeliyle benzer bir sistemin bilinçli şekilde uygulanmak istendiğini gösterdi.
LÜBNAN MODELİ DİYARBAKIR’DA UYGULANDI
10 Temmuz 1867 tarihli emir ve vilayet nizamnamesiyle sistem resmen tanımlandı. 12 Eylül’de sadarete gönderilen yazıda, vilayet yapısının tüm detayları açıkça belirtildi.
Resmi yazışmalar, yetkilerin yerel düzeyde toplandığını ve sancaklarda mutasarrıf yerine doğrudan vali yönetiminin tercih edildiğini ortaya koydu.
Bu uygulama, Lübnan’daki mezhep temelli sistemle yapısal benzerlik taşıdı.
DİYARBAKIR ÖRNEĞİ, MERKEZİ YÖNETİMDE ENDİŞEYE NEDEN OLDU
Osmanlı yönetimi içinde bu modelin başka bölgelere yayılma riski ciddi kaygılara yol açtı.
Diyarbekir örneği, merkezi otoriteyi zayıflatabileceği ve gayrimüslim grupların siyasi etkisini artırabileceği gerekçesiyle yoğun tartışmalara neden oldu.
Belgeler, Diyarbakır’da uygulanan sistemin, doğrudan Lübnan modeliyle örtüştüğünü ve Osmanlı taşra tarihinde istisnai bir örnek oluşturduğunu kesin olarak ortaya koydu.