Diyarbakır, Osmanlı döneminde büyük bir şehirleşme süreci yaşadı. 17. yüzyıl sonlarında sayıları 100’ü aşan mahalleler, hem sosyal yapıyı hem de dönemin kültürel çeşitliliğini yansıtıyor.
Tahrir defterlerinde kayıt altına alınan mahalle adları, bugün hem tarihi hem de isimleriyle dikkati çekiyor.
MAHALLELER
Diyarbakır, Osmanlı'nın ilk döneminde sadece dört mahalleden oluşuyordu.
Bu mahalleler Bab-ı Mardin, Bab-ı Rum, Bab-ı Cebel ve Babü’l Ma’d olarak kaydedildi.
1540 yılına gelindiğinde mahalle sayısı 42’ye çıktı. 17. yüzyılın sonlarına doğru ise bu sayı 100’ü aştı.
Bu artış, şehrin nüfusundaki ve idari yapısındaki gelişmeleri belgelemektedir.
MAHALLELERİN ADLARI NELERE GÖRE VERİLİYORDU?
Tahrir defterlerinde mahalle adlarının çoğunun, kişilere, mesleklere, dini mekânlara ve etnik kimliklere göre şekillendiği kaydediliyor.
Bazı mahalle isimlerinin aynı kişi ya da zümrenin farklı büyüklükteki temsilcilerine göre ayrıldığı belirtilerek, şöyle deniliyor:
''Örneğin: Yiğid Ahmed-i Kebir, Yiğid Ahmed-i Sağir. Cami-i Kebir, Sarraf Mehmed, Hancı (Hane-i) Cemal.''
ŞAŞIRTICI MAHALLE İSİMLERİ NELERDİ?
Osmanlı kayıtlarında yer alan ve kulağa alışılmadık gelen bazı mahalle adları ise şunlar:
''Abdal, Ayblar, Çakal, Hane-i Harir, Katır Pınarı, Küçük Kilise, Meryem-i Sağir, Petekçiyan, Yahudiyan, Zimmî.''
Araştırmacılar, bu isimlerin, dönemin etnik, dini ve mesleki çeşitliliğini yansıttığı kaydediliyor.
TARİHTEN SİLİNEN MAHALLELER
Bazı mahalle isimleri Osmanlı'nın farklı dönemlerinde tahrir defterlerinde yer alırken, sonraki kayıtlarda bu isimlerin yer almadığı belirtiliyor.
Kayıtlarda olan ve sonraki belgelerde yer almayan bazı mahalleler şunlardır:
''Ayblar, Cibardar, Kalu Sağir, Molla Alim, Bavi Taver, Kalsu.''
Araştırmacılar, bu durumun, mahallelerin birleştiğini, ad değiştirdiğini ya da şehirleşmenin yön değiştirdiğini gösterdiğini ifade ediyor.
MAHALLELERİN KÜLTÜREL HAFIZADAKİ YERİ
17. yüzyıl Diyarbakır mahalleleri yalnızca birer yerleşim alanı değil, aynı zamanda o dönemin sosyal yapısını, etnik çeşitliliğini ve kültürel katmanlarını belgeleyen yapılar olarak arşivlere geçtiği kaydediliyor.
İşte 17. yüzyılın sonunda Diyarbakır’da kayıt altına alınan ve günümüzde bir çoğu unutulan ya da adı değişen mahalleler şunlar:
''Abdal, Ahmed Çavuş, Ali Ağa, Ali Çavuş, Ali Kethüda, Ali Raşid, Arbedaş, Ayblar,
Aziz Efendi, Babu't Tin, Bavi Taver, Behram Paşa, Cami-i Kebir, Cerkesoğlu, Cibarlı, Cibardar, Cihan Beg, Çakal, Çardaklı Rumiyan Çaruği, Çerik/Çirik, Çöpiyan, Çukur, Debbağ
Derviş Hüseyin, Fatih (Fethi) Çelebi, Gülmez-i Kebir, Hacı Abdurrahman, Hacı Bahaü'ddin Attar,
Hacı Büzürük Sağir, Hacı Büzürük-i Kebir, Hacı Fazlı, Hacı İzzeddin, Hacı Osman, Hacı Receb,
Hacı Seydi, Hacı Süleyman, Hane-i Harir, Hancı (Hane-i) Cemal, Hasır-i Sağir, Havace Haçdor,
Havace Maksud, Hoca Ahmed-i Müslüman, Hoca Ahmed-i Zimmî, Hoca İskender, Hızır İlyas Kebir, Hızır İlyas Sağir, İbn-i Mardires, İbn-i Sino, İbrahim Beg, İçkale, İkander Paşa, İmadiye, İnayet Ağa, Kalu Sağir, Kalenderhane,
Kara Koyun, Karagöz, Karib-i Kastal, Katır Pınarı, Kastal, Kavvas Mahallesi, Kalsu, Kubad Beg, Kubbe-i Cedid, Kubbe-i Siyah (Sinan), Külhani, Kırklar, Köprü Yapan, Küçük Kilise,
Mar Butun, Mar Habib, Mehmed Paşa-i Garp,
Mehmed Paşa-i Şark, Melik, Meryem-i Kebir,
Meryem-i Sağir, Milhiyan, Molla Alim, Molla Bahaddin, Mola Alimha, Muallak, Mar Habib,
Perakende Mehmed Paşa, Petekçiyan, Rabia, Rızvan Ağa, Sallı, Saray-ı İskender, Saraydar,
Sarı Sayık, Sarılu, Sarraf Mehmed, Şemsiyan,
Şeref Çavuş, Şeyh Batin, Şeyh Mattar-ı Garb,
Şeyh Mattar-ı Şark, Şeyh Said, Siirdli, Sinan Kethüda, Siyaveş Ağa, Sulak, Suluki, Tabanoğlu,
Tekli (Tegilli), Usta Yorgi, Veli Ağa, Yahudiyan, Yiğid Ahmed-i Kebir, Yiğid Ahmed-i Sağir, Zimmî.''
Veysel gürhan




