Diyarbakır, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Ancak bu kadim şehirde bir zamanlar yaşananlar, yüzyıllar boyunca yalnızca arşivlerde ve sessiz tanıklıklarda kaldı.
Ermenilerin Diyarbakır’a kesin olarak ne zaman yerleştikleri bilinmese de, M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor.
Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, uzun süre Gregoryan mezhebine bağlı kalan Diyarbakır Ermenileri, zamanla Katolik mezhebine yöneldi. Bu dönüşümde Batılı misyonerlerin etkisinin büyük olduğu ve şehirdeki Ermeni topluluğunun ekonomik ve sosyal hayatta da dikkati çekici bir konuma ulaştığı kaydediliyor.
DİYARBAKIR’DA BİR ARADA YAŞAMIN PORTRESİ
Ermeniler ve diğer gayrimüslimlerin, Osmanlı döneminde Diyarbakır’ın farklı mahallelerinde ya Müslümanlarla iç içe ya da bağımsız bir yaşam sürdüğü ifade edilerek, vergi, hukuk ve dini yaşam açısından özgürlüklerinin olduğu belirtiliyor.
Ali Emiri’nin “Vilayat-ı Şarkiyye” adlı eserinde; ''Diyarbakır’da Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında asla bir karışıklık, düşmanlık görülmemişti... Müslümanlar adaletli davranışlarıyla onlar arasında hakemlik ederdi. Hıristiyanlar Müslümanlara sırdaş, Müslümanlar Hıristiyanlara kardeş gözüyle bakardı'' ifadeleri yer alıyor.
DENGELERİ SARSAN DALGA: MİSYONERLER VE MİLLİYETÇİLİK
Fransız İhtilali’nin getirdiği milliyetçilik rüzgârları, Batılı devletlerin etkisi ve misyonerlik faaliyetlerinin Ermeni topluluğu içinde ayrılıkçı fikirlerin yeşermesine neden olduğu belirtilerek, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları ile Ermeni meselesinin ilk kez uluslararası arenaya taşındığı ifade ediliyor.
Bu dönemde büyük devletlerin, Diyarbakır dahil birçok vilayette konsolosluklar açarak doğrudan müdahil olmaya başladığı belirtiliyor.
GİZLİ HAZIRLIK: PROPAGANDA VE SİLAHLANMA
''Bu süreçte Ermeni din adamları ve komitacılar, halkı bağımsız bir Ermenistan fikrine ikna etmek için yoğun bir propaganda yürüttü. Aynı zamanda silahlanma faaliyetleri hız kazandı'' denilen tarihi kaynaklarda,
Ermenilerin Osmanlı ve Müslümanlara karşı dış destekle silahlı eylemler gerçekleştirmeye başladığı kaydediliyor.
1890 yılından itibaren özellikle Anadolu’da, Vilayet-i Şarkiyye’de ve İstanbul’da çeşitli ayaklanmalar ve olaylar yaşandığı ifade ediliyor.




