DİYARBAKIR

Diyarbakır yıllarca ortak yaşam alanı oldu

Asırlardır birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, Müslüman ve gayrimüslim halkların bir arada yaşadığı eşsiz bir ortak yaşam kültürü sundu.

Abone Ol


Diyarbakır Salnameleri ve tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Diyarbakır, tarih boyunca farklı kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olmuş, ilk çağlardan itibaren önemli bir yerleşim ve ticaret merkezi olarak öne çıktı. Asurlular, Persler, Romalılar ve Bizanslılardan sonra İslam hakimiyetine geçen kent, zamanla çokkültürlü bir yapıya büründü.

Osmanlı döneminde de bu çeşitliliğin korunduğu, Müslümanlar ile gayrimüslimlerin yüzyıllar boyunca bir arada yaşadıkları belirtilerek, 1518 tarihli Osmanlı tahrir kayıtlarına göre, şehir merkezinde 1220 Müslüman ve 1093 gayrimüslim aile ile birlikte 234 vergi mükellefi bekâr bireyin yaşadığı kaydediliyor. Bu dönemde 13.260 kişilik nüfusun yüzde 54’ünü Müslümanlar, yüzde 45’ini Hristiyanlar, yüzde 1’ini ise Yahudilerin oluşturduğu ifade ediliyor.

ERMENİLER, SÜRYANİLER VE DİĞERLERİ

Diyarbakır’daki gayrimüslim nüfus içinde en kalabalık grubu Ermenilerin oluşturduğu belirtilerek, Süryaniler, Nasturiler, Keldaniler ve Rumların da önemli yer tuttukları ve bu toplulukların, kendi kimliklerini koruyarak sosyal ve ekonomik hayatta aktif rol aldıkları, özellikle Ermenilerin ticaret ve zanaat alanlarında şehir ekonomisine katkı sağladıkları bildiriliyor.

ORTAK MAHALLELERDE PAYLAŞILAN HAYATLAR

Şehirde Müslümanlar ve gayrimüslimlerin, bazı mahallelerde birlikte, bazı mahallelerde ise ayrı yaşadıkları kaydedilirken, günlük yaşamda sıkça iç içe geçen bu toplulukların, dini bayramlar, düğünler, taziyeler ve pazar alışverişleri gibi pek çok alanda etkileşim halinde oldukları, güçlü komşuluk ilişkileri geliştirdikleri anlatılıyor.

Tarihi kaynaklar, farklı inanç mensupları arasındaki hoşgörüyü özellikle vurgularken, dönemin önemli isimlerinden Ali Emiri'nin, ''Vilayat-ı Şarkiyye'' adlı eserinde bu uyum şöyle anlatılıyor:

''Diyarbakır’da Müslümanlarla Hristiyanlar arasında asla bir karışıklık, düşmanlık görülmemiştir... Müslümanlar Hristiyanlara ‘kardaş’, Hristiyanlar ise Müslümanlara ‘sırdaş’ gözüyle bakardı.''

HUKUKİ VE MALİ EŞİTLİK SİSTEMİ

Gayrimüslimlerin kendi dini liderleri aracılığıyla dini ve medeni işlerini yürütme serbestliğine sahip oldukları, Diyarbakır’daki toplulukların da bu haklarını kullanarak kendi ibadethanelerinde özgürce ibadet ettikleri belirtiliyor.

Ticaret, zanaat ve esnaflık gibi ekonomik alanlarda Müslümanlarla beraber çalışan gayrimüslimlerden bazılarının da devletin çeşitli kademelerinde görev aldıkları bildiriliyor.

DİYARBAKIR’IN YAŞAYAN KÜLTÜR MİRASI

Bugün hâlâ Diyarbakır sokaklarında bir arada yükselen cami minareleri ve kilise çanları, bu çokkültürlü geçmişin sessiz tanıkları oldukları ifade edilirken, şehrin, geçmişte olduğu gibi bugün de farklı kimliklerin bir arada yaşayabildiği bir toplumsal uyum örneği sunduğu anlatılıyor.

Diyarbakır’ın ortak yaşam kültürü, sadece tarihi bir gerçeklik değil; aynı zamanda günümüz toplumlarına hoşgörü, karşılıklı saygı ve birlikte yaşama mesajı veren canlı bir miras olduğu ifade ediliyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">