Osmanlı arşiv belgelerinde yer alan bilgilere göre, Diyarbakır’ın en dikkati çekici tarihi yapılarından biri olan Hasan Paşa Hanı, yalnızca mimari yönüyle değil, adını taşıyan Osmanlı valisinin hayat hikayesiyle de dikkati çekiyor.

16. yüzyılda Tokat’ta çıkan bir isyanı bastırmakla görevlendirilen Vali Hasan Paşa, bu çatışmada hayatını kaybetti. Arkasında ise bugün hâlâ ayakta olan tarihi bir yapı bıraktı.

ÇATIŞMADA YAŞAMINI YİTİRDİ

Hasan Paşa Hanı, üzerindeki kitabelere göre, 1572-1575 yılları arasında inşa edilmeye başlandı. Hanın mimarı ve banisi, dönemin Diyarbakır Valisi Vezirzade Hasan Paşa’ydı. Kendisi aynı zamanda Sokullu Mehmet Paşa'nın oğluydu. Ancak yapının inşası tamamlanmadan Hasan Paşa başka bir göreve atandı.

Hanın tamamlanması, yerine atanan Osman Paşa döneminde gerçekleşti.

Çeşitli tarihî kaynaklara göre, Hasan Paşa bu süreçte Tokat'ta çıkan bir isyanı bastırmakla görevlendirildi. Babası Sokullu Mehmet Paşa’nın emriyle görevlendirilen Hasan Paşa, isyanı bastırırken çıkan çatışmada yaşamını yitirdi.

500 BEYGİR KAPASİTELİ AHIR VE ÜÇ KATLI YAPI

Hasan Paşa’nın anısını yaşatan han, mimari özellikleriyle de dönemin önemli yapılarından biri olmuştur.

1612 yılında Diyarbakır’a gelen Leh gezgin Simeon, Hasan Paşa Hanı’nı şöyle tanımlamıştır:

“Muazzam kârgir bir bina olan bu hanın, 500 beygiri barındırabilecek yer altında iki büyük ahırı, rengârenk demir parmaklıklarla çevrilmiş çok güzel bir havuzu ve üç kat üzerinde çok sayıda kârgir odası vardı.”

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İŞLEVİ DEĞİŞTİ

Geçmişte deve ve atların barındığı ahır olarak kullanılan bölümler, bugün farklı işlevlerle kullanılmaktadır. Hanın alt katında yer alan bu kısımlar günümüzde restoran ve kitabevi olarak hizmet vermektedir.

Diyarbakır’da tarihî kimliğin simgelerinden biri olan Hasan Paşa Hanı, hem Osmanlı döneminin mimari anlayışını hem de ülke bütünlüğü uğruna can veren bir valinin hikayesini yaşatmaya devam ediyor.

Kaynak: Prof. Kenan Haspolat