DİYARBAKIR

''Diyarbakır küçük İstanbul'du''

Divan edebiyatı şairi Nâbi, kaleme aldığı yazısında, Diyarbakır'ı küçük İstanbul olarak tanımlıyor.

Abone Ol


Osmanlı Döneminin 17. yüzyıl divan edebiyatı şairlerinden Şanlıurfa doğumlu Yusuf Nabi, Münşe’ât'ında (şair ve edebiyatçıların kaleme aldığı her çeşit sanatlı düz yazıya ve bu yazıların toplandığı kitaplara verilen ad) Diyarbakır'ı anlatır.

Diyarbakır’ın İstanbul ile birçok ortak özelliğe sahip olduğunu ifade eden Yusuf Nâbi'nin, Münşe’ât adlı eserinde yer alan değerlendirmelerde, Diyarbakır’ın bir idare merkezi olması bu benzetmenin ilk nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Nâbi’ye göre Diyarbakır, tıpkı İstanbul gibi yönetim merkezi olmasının yanında kültürel bir merkez olarak da öne çıkıyordu. Şehir, farklı toplulukların bir arada yaşadığı yapısıyla dikkati çekiyordu.

KÜLTÜREL VE SOSYAL YAPI BENZERLİĞİ

Metinde, Diyarbakır’ın sosyo-kültürel yapısının İstanbul ile benzerlik taşıdığı belirtiliyor.

Camiler, medreseler ve kiliseler gibi farklı yapılar, şehrin çok kültürlü yapısını ortaya koyan unsurlar arasında yer alıyor.

Nâbi, bu yapının İstanbul ile Diyarbakır arasında güçlü bir bağ kurulmasını mümkün kıldığını ifade ediyor.

Sorunların çözüm noktası olması da şehrin İstanbul’a benzetilmesinde etkili unsurlar arasında gösteriliyor.

YERLEŞİM ÖZELLİKLERİ DE DİKKATİ ÇEKTİ

Diyarbakır’ın fiziki yapısı da İstanbul benzetmesinde önemli bir yer tutarken, tarihi surlarla çevrili olması, surların sağlamlığı ve tarihselliği dikkat çeken başlıklar arasında yer alıyor.

Dicle Nehri’nin şehir kenarından akması, tepe üzerine kurulmuş yapısı ve bostanlar gibi sosyal alanların bulunması da Nâbi’nin değerlendirmelerinde öne çıkıyor.

DİYARBAKIR VE İSTANBUL BENZETMESİNİN DERİNLİKLERİ

Metinde, Diyarbakır’ın İstanbul’a benzetilmeyi, sadece halkın başkentteki gibi yoğun bir şekilde bir araya gelmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, şöyle deniliyor:

''Diyarbakır aynı zamanda bir idare merkezi, kültürel bir merkez ve sorunların çözüm noktası olarak da İstanbul’a benzemektedir. Şehrin sosyo-kültürel yapısı, tarihi surları, Dicle Nehri’nin kenarında yer alması ve eğlence yerlerinin bulunması da bu benzerliğin altını çizer.''

Metinde, Diyarbakır’ın tarihsel ve kültürel zenginliklerinin, şehri adeta bir ''Küçük İstanbul'' haline getirdiğini ifade edilirken, tespitler, dönemin Diyarbakır’ını anlamak için önemli ipuçları sunuyor.

Nabi, Diyarbakır ile ilgili benzetmeyi de şöyle sıralıyor:

''-Diyarbakır, İstanbul gibi idare merkezi olan bir kenttir.

-Diyarbakır, İstanbul gibi bir kültürel merkezdir.

-Diyarbakır, sorunların çözüm merkezlerinden biridir

-Diyarbakır, sosyo-kültürel yapısı itibariyle İstanbul’a benzemektedir, çok kültürlülük açısından çeşitli somut sembollerin, camiler, medreseler, kiliseler vs.nin olması bu
benzerliğin kurulabilmesini ontolojik olarak mümkün kılmaktadır.

-Diyarbakır, yerleşim yeri özellikleri bakımından İstanbul’u andırmaktadır.

Nitekim, surların şehri çevrelemesi, surlarının tarihselliği ve sağlamlığı, eğlence yerlerinin (bostanların) olması, kenarından suyun-Dicle’nin akması, tepe üzerine kurulu olması gibi daha da arttırılabilecek özellikler İstanbul-Diyarbakır ilişkisinin kurulmasını düşünülebilir kılmaktadır.''

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">