Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Karavelyan Höyüğü’nde bir üre önce yürütülen arkeolojik kazılarda, yaklaşık 8 bin yıl öncesine ait mobil konut izlerine ulaşıldı.
Yapılan değerlendirmeler, bu konutların geçici yerleşim amacıyla kullanıldığını ve farklı gruplar tarafından dönemsel olarak iskân edildiğini gösterdiği belirtildi.
İLK MOBİL KONUT İZLERİ KARAVELYAN’DA SAPTANDI

Karavelyan Höyüğü’nde bulunan uzun boyunlu bir çömleğin ağız kısmında yer alan sahnenin, günümüzden yaklaşık 8 bin yıl öncesine tarihlendiğini ifade eden arkeologlar, sahnenin, konut mimarisine ait görsel bir temsil içerdiğini söyledi.
Kazı bulgularına göre, bu alan, yerleşik bir yaşam düzeninden çok, belirli aralıklarla kullanılan bir istasyon niteliği taşıyor.
Arkeologlar, birbirini tanıyan veya akraba oldukları düşünülen grupların burada geçici olarak konaklayıp daha sonra başka alanlara geçtiklerini değerlendiriyor.
YERLEŞİK YAŞAMA GEÇİŞTE FARKLI BİR MODEL
Karavelyan’daki mobil yerleşim izlerinin, Yakın Doğu’daki klasik yerleşik düzen anlatısından farklı bir sürece işaret etiğini ifade eden arkeologlar, çanak çömlek kullanımının yaygınlaştığı bu dönemde, bireylerin kalıcı köylerde yaşamaktansa mevsimsel hareketliliği sürdürdüğünü anlatıyor.
Kazılarda ele geçen çanak çömlek, takı, taş aletler ve günlük yaşama dair diğer buluntuların, bu mobil yapının kısa süreli ama donanımlı bir yaşam biçimini barındırdığını ortaya koyduğu kaydediliyor.
ÇAYÖNÜ VE KÖRTİKTEPE'DEN FARKLI BİR YAŞAM BİÇİMİ
Karavelyan’daki bulguların, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan Çayönü Tepesi ve Körtiktepe gibi yerleşik düzene sahip merkezlerden farklılık gösterdiği kaydediliyor.
Çayönü’nde izlenen dikdörtgen planlı, taş temelli ve kerpiç duvarlı kalıcı konutların; yerleşik tarım ve hayvan evcilleştirme sürecine işaret ettiğini ifade eden arkeologlar, Karavelyan’daki yapı düzeninin bu sürece paralel ama daha hareketli bir yaşam tarzını temsil ettiğini bildirdi.
GÖRSEL TEMSİLLER, KONUT MİMARİSİNİN ANLAŞILMASINA KATKI SAĞLIYOR
Karavelyan’daki çömlek üzerinde yer alan sahnenin, mimariyle ilgili bilinen en eski görsel temsillerden biri olarak değerlendirildiğini söyleyen araştırmacılar, bu durumun, dönemin yapı tekniklerinin sadece fiziksel kalıntılarla değil, görsel kültür yoluyla da izlenebilmesini mümkün kıldığını belirtti.
Karavelyan’da gün yüzüne çıkarılan bu sahne ve diğer arkeolojik bulguların, Diyarbakır bölgesinin Neolitik dönemdeki çeşitliliğine ve sosyal yapıdaki geçiş evrelerine ışık tuttuğu belirtildi.




