Arşiv bilgilere göre, bugünkü Diyarbakır'ın bulunduğu coğrafya, antik çağlarda Mezopotamya’nın kuzey sınır hattında yer aldı. Su kaynakları, ticaret yolları ve askeri konumu nedeniyle bölge, Roma ile Sasani İmparatorluğu arasında uzun süren mücadelelerin merkezlerinden biri oldu.
DİYARBAKIR HANGİ BÖLGENİN PARÇASIYDI
Doğu Roma İmparatorluğu’nun güneydoğu sınırını oluşturan bölge, antik çağlarda Asurya, Babilonya, Commagene ve Mezopotamya gibi farklı isimlerle anılıyordu.
Babilonya, Mezopotamya’nın güney kısmını ifade ederken, Commagene Fırat ile Taurus Dağları arasındaki bölge için kullanılıyordu.
Asurya ise daha geniş bir alanı kapsayan bir tanım olarak öne çıktı. Assyria isminin de Babilonia ve çevresindeki geniş coğrafyaya verildiği ifade ediliyor.
Bizans döneminde ise bölge için en yaygın kullanılan isim Mezopotamya oldu. Diyarbakır da bu stratejik coğrafyanın önemli merkezlerinden biri olarak kabul edildi.
ROMA VE SASANİLERİN SINIR HATTI
Diyarbakır’ın bulunduğu bölgenin, doğu ve batıyı temsil eden iki büyük güç olan Roma İmparatorluğu ile Sasani İmparatorluğu arasında sınır hattı haline geldiği kaydediliyor.
Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bu alanın, tarım için elverişli yapısı ve ticaret yolları üzerindeki konumu nedeniyle siyasi ve askeri önem taşıdığı belirtiliyor.
Roma İmparatorluğu'nun, Büyük Constantine dönemine kadar bölgede Sasanilere karşı üstünlük sağladığı kaydediliyor.
Arşiv belgelere göre, 303 yılında İmparator Diocletian döneminde Roma generali Galerius’un İran kralı Narseh’e karşı kazandığı zafer sonrasında Nusaybin Barışı imzalandı.
Bu anlaşmayla Roma’nın doğu sınırı Dicle’ye kadar uzatıldı ve Habur Nehri taraflar arasında sınır kabul edildi.
''REZİL VE UTANÇ VERİCİ ANLAŞMA''
Sasani kralı II. Şapur'un Romalılara bırakılan toprakları geri almak için uzun yıllar mücadele verdiği anlatılıyor.
Sınır hattındaki şehirlerin bu dönemde birçok kez kuşatma yaşadığı ve 363 yılında İmparator Jovian döneminde yapılan yeni anlaşmayla Perslerin, daha önce kaybettikleri Dicle ötesindeki bölgeleri geri aldığı kaydedilerek, Roma kaynaklarında bu anlaşma ''rezil ve utanç verici'' olarak tanımlandı.
Bu gelişmelerle birlikte Diyarbakır’ın bulunduğu sınır hattının, İslam fetihlerine kadar hareketli bir siyasi ve askeri bölge olarak varlığını sürdürdü.