DİYARBAKIR

Diyarbakır için vali ve seyyahlardan çarpıcı sözler

Osmanlı valileri ve gezginler Diyarbakır’ı anlatırken hayranlıklarını gizleyemedi.

Abone Ol


Tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, yetiştirdiği alimler, şairler ve düşünce insanlarıyla da adından söz ettirdi.

Osmanlı valileri, seyyahlar ve bilim insanlarının şehir hakkında söyledikleri, Diyarbakır’ın nasıl bir kültürel ve entelektüel merkez olduğunu gözler önüne seriyor.

“ELİMİ UZATSAM YA ŞAİRE YA MÜNŞİYE DENK GELİRİM”

1890-1894 yılları arasında Diyarbekir Valiliği görevinde bulunan Giritli Sırrı Paşa, şehirdeki entelektüel yoğunluğu şu sözlerle anlatır:

“Diyarbekirlilerden müctemi bir cemaatte gözlerimi bağlayıp otursam ve elimi atsam, tuttuğum ya şair, ya münşidir.”

“ZEKÂVETLERİYLE MEŞHUR BİR AHALİ”

Tarihi birer devlet belgesi niteliği taşıyan Diyarbakır Salnameleri de halkın entelektüel birikimine dikkati çeker:

“Ahali hep zeki ve fatın olurlar. Zekavetlerinin her mahalde şöhreti vardır.”

EVLİYA ÇELEBİ: “FUZULİ GİBİ ŞAİRLER YETİŞİYOR”

Ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Diyarbekir’i övgüyle anlatır:

“Diyarbekir’de öylesine büyük şairler vardır ki, her biri Ruhi ve Fuzuli gibi şairlerin düzeyindedir. Bunların bir benzerini görmek mümkün değildir.”

“ULU CAMİ ÖNÜNDE GÖZÜNÜZÜ KAPATIN, TUTTUĞUNUZ BİR ŞAİRDİR”

İbnü’l Emin Mahmut Kemal, “Son Asır Türk Şairleri” adlı eserinde Diyarbakır’daki kültürel yoğunluğu şöyle aktarır:

“O zamanlar çok farklı bir Diyarbakır vardı. Herhangi bir namaz vakti Ulu Camii’nin önüne gelip iki kolunuzu açın. Kucaklayabileceğiniz kadar kalabalığı kuşatın. Gözlerinizi kapatıp içinden birini çekin. Bu tuttuğunuz adam, ya şairdir, ya müşir.”

ALİ EMİRİ: “40’TAN FAZLA USTA ŞAİR YAŞIYORDU”

Diyarbakır’ın yetiştirdiği en önemli kültür insanlarından biri olan Ali Emiri, kendi zamanında şehirde 40’tan fazla usta şairin yaşadığını dile getirerek, edebiyatın ne kadar canlı olduğuna işaret eder.

SEYYAH SİMEON’UN TANIKLIĞI

1612’de Diyarbakır’ı ziyaret eden Polonyalı seyyah Simeon, şehirdeki entelektüel atmosferi şöyle anlatır:

“Şehir tarih boyunca olduğu gibi bugün de bir din ve irfan merkezidir. Hepsi de okuyan ve bilgin insanlar olup gerek hasbihallerde gerek alışverişte zekâ ve nezaketle hareket eder ve edebi lisanla konuşurlar.”

SABIK TRABZON VALİSİ ALİ BEY: “ZARİF VE TERBİYELİ ZATLARLA DOLU”

Diyarbakır’a hayran kalan bir diğer isim de Sabık Trabzon Valisi Ali Bey’dir. Şehirle ilgili izlenimleri şu şekildedir:

“Hanedan ve ahalisinden pek çok edip, zarif, terbiyeli, tahsili mükemmel zatlar vardır. Mesela Said Paşa’nın kuvvetli kalemi, edebiyata ve tarihe dair eserleri vardır.”

HURRİLERDEN BUGÜNE KADİM BİR MEDENİYET

Diyarbakır’ın kültürel kökleri milattan öncesine kadar uzanır. M.Ö. 1850-1600 yıllarında bölgede hüküm süren Hurri uygarlığında okuryazarlık oranının yüksek olduğu, edebiyatın geliştiği ve bilgiye değer verildiği biliniyor.

BUGÜN SADECE BELGELERDE YAŞAYAN BİR MİRAS

Bir zamanlar sokakları şiirle, sohbeti zekâyla dolu olan Diyarbakır; bugün geçmişin izlerini taşıyan arşiv belgeleri, salnameler ve seyahatnameler aracılığıyla hatırlanıyor.

Kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için bu tür sözlerin önemi her geçen gün daha da artıyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">