Kadim Diyarbakır Surlarının hemen dışında, Dağkapı'nın tozlu yollarından, günümüze ulaşan bir asrı aşkın siyah beyaz fotoğraf, surların heybetini günümüze taşıyan bir zaman kapsülü gibi.
Bugün modern binaların, asfalt yolların ve korna seslerinin hakim olduğu Dağkapı Meydanı'nın hemen dışını gösteren bu tarihi fotoğraf, görenleri bir asırdan fazla süren bir nostalji yolculuğuna çıkarıyor. Kareye ilk bakışta, o dönemin bakir ve sakin dokusu göze çarpıyor.
ZAMAN DURSUN, DİYARBAKIR ANLATSIN
Fotoğrafın yapay zekayla düzenlenmiş hali...
Fotoğrafın sol tarafında, zarif kubbesiyle yükselen Rızvanağa Türbesi görülüyor. O dönemde bölgenin manevi coğrafyasında önemli bir yer tutan bu yapı, kentin hemen dışındaki bu açık alanda, gelip geçenlere eşlik eden sessiz bir nöbetçi gibi duruyor. Kubbesinin bazalt taş işçiliğiyle dikkati çeken yapıdan günümüzde hiç bir iz kalmadı.
ŞEHRİ KORUYAN KADİM DUVARLAR
Arka planda ise, Diyarbakır’ın yeryüzündeki en büyük şahitleri, UNESCO Dünya Mirası Listesindeki surlar uzanıyor.
Dağkapı burçlarının heybetli gölgesi, toprak yolun sonunda şehre giriş yapanları karşılıyor.urların o dönemdeki sağlamlığı ve kesintisizliği, kentin güvenlik ve kimlik simgesi olarak ne kadar hayati olduğunu vurguluyor.
Geniş, toprak yolun iki yanındaki seyrek ağaçlık alanlar ve yoldan geçen birkaç siluet, 1910 yılının sosyal yaşam ritmini yansıtıyor.
Belki bir kervan bekleyen, belki de şehre odun taşıyan bu figürler, fotoğrafın en canlı, en insani detayları. Onlar, bu kadim toprakların isimsiz yolcuları olarak, bu karede sonsuza dek donup kalmışlar.





