Diyarbakır’ın bereketli toprakları, sadece tadına doyulmaz şeftalileri ve elmalarıyla değil, ''menekşelik'' adı verilen o gizemli bahçeleriyle de ünlüydü.
Bugün pek çoğumuzun unuttuğu ama ecdadın kış boyu sofrasından eksik etmediği Diyarbakır Menekşesi, hem hikayesiyle hem de şifasıyla yeniden keşfedilmeyi bekliyor.
SADECE BİR ÇİÇEK DEĞİL, BİR ŞİFA KAYNAĞI !
Hevsel Bahçeleri'nde çeşitli meyve ağaçları bulunurdu. Özellikle şeftali
(kummalı), elma, dut ağaçları ve bu ağaçların altında güzel kokulu menekşeler yetiştirilirdi. Ve buralara menekşelik denirdi.
Meyve ağaçlarının gölgesinde özenle yetiştirilen menekşeler, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyordu.
Toplanan bu eşsiz çiçekler, kurutularak kışın en sert günlerinde dumanı üstünde bir çaya dönüşüyordu.
İşte büyüleyici kokulu ''mor iksirin'' bilinen faydaları:
''Kanı Temizliyor: Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı oluyor.
Nefes Açıyor: Solunum yolları rahatsızlıklarında doğal bir ferahlatıcı.
Geleneksel Şifa: Halk arasında gırtlak kanseri gibi ciddi hastalıklara karşı koruyucu olduğu biliniyor.''
''MENEKŞELER GELDİ!''
Eskiden Diyarbakır sokaklarında baharın müjdecisi olan bir ürün de seyyar satıcıların sepetlerindeki menekşelerdi.
Şehir merkezinde kapış kapış satılan bu çiçekler, evlerin baş köşesinde kurutulur ve kışlık eczanenin en önemli parçası haline getirilirdi.
Demleme usulü ise tıpkı bildiğimiz siyah çay gibi basit ama etkisi çok daha büyüktü.
Diyarbakır’ın bu kaybolmaya yüz tutmuş kültürel mirası, hem doğaseverleri hem de şifa arayanları Hevsel'in o eski, güzel kokulu günlerine geri çağırıyor.
Belki de yeniden bir bardak menekşe çayı demlemenin vakti gelmiştir!




