Bugün kullanılan bir saatin 60 dakikadan, bir dakikanın ise 60 saniyeden oluşması modern bir karar değil, binlerce yıl öncesine uzanan bir miras. Bu sistemin temeli, Mezopotamya’da yaşayan Sümerlerin geliştirdiği 60 tabanlı sayı sistemine dayanıyor.

FRANSA ZAMANI DEĞİŞTİRMEYİ DENEDİ

Fransız Devrimi’nden sonra 1793 yılında Fransa, zamanı ondalık sisteme dönüştürme kararı aldı. Yeni sistemde bir gün 24 saat yerine 10 saate bölündü.

Her saat 100 dakika, her dakika ise 100 saniye olarak belirlendi. Ayrıca bir haftanın da 10 gün olması planlandı.

Bu değişiklik, zaman ölçümünü Hristiyan takviminden ayırmayı amaçlıyordu. Belediye binalarına yeni saatler yerleştirildi ve resmi kayıtlar bu sisteme göre tutulmaya başlandı.

Ancak uygulama uzun sürmedi. Saatlerin yeniden tasarlanması zor oldu, sistem Fransa’yı komşu ülkelerden ayırdı ve kırsalda yaşayanlar 10 günde bir tatil yapılmasına karşı çıktı.

Ondalık zaman sistemi Fransa’da sadece yaklaşık 17 ay kullanılabildi.

60’LIK SİSTEM NEREDEN GELİYOR

Saatlerin bugün hala 60 dakikadan oluşmasının kökeni, Sümerlere kadar uzanıyor.

MÖ 5300-1940 yılları arasında Mezopotamya’da yaşayan Sümerler, 60 tabanlı bir sayı sistemi geliştirdi.

Bu sistemin neden seçildiğine dair farklı görüşler bulunuyor. Bunlardan biri, parmak eklemleriyle yapılan sayım yöntemi.

Başparmak hariç dört parmağın her birinde üç eklem bulunuyor. Bu eklemler sayıldığında 12’ye ulaşılıyor. Diğer eldeki beş parmakla bu sayı çarpıldığında toplam 60 elde ediliyor.

Sümerler bu yapıyı matematikte temel sistem haline getirdi. Tarım, vergi, arazi ölçümü ve kayıt tutma işlemlerinde bu yöntem kullanıldı.

60 SAYISI NEDEN AVANTAJLI

60 sayısı, birçok farklı sayıya tam bölünebildiği için pratik kullanım sağladı. Bir, iki, üç, dört, beş, altı, 10, 12, 15, 20, 30 ve 60’a bölünebiliyor.

Bu durum, yalnızca bir, iki, beş ve 10’a bölünebilen 10 tabanlı sisteme göre daha fazla işlem kolaylığı sundu.

Uzmanlara göre bu özellik, muhasebe, vergi hesaplamaları ve miras paylaşımı gibi günlük işlemlerde önemli avantaj sağladı.

SAATLER NASIL ORTAYA ÇIKTI

Günü saatlere bölen ilk uygarlık olarak Antik Mısır gösteriliyor. MÖ 2500 civarına ait dini metinlerde geceyi 12 saate bölen sistemin izleri bulunuyor.

Daha sonra bu yapı gündüzü de kapsayarak 24 saatlik sisteme dönüştü. Güneş saatleri ve su saatleri ise MÖ 1500 civarında kullanılmaya başlandı.

Başlangıçta bu araçlar daha çok dini ritüellerle ilişkilendirildi. Ancak zamanla günlük yaşamda da saat kavramı yaygınlaştı.

DAKİKA VE SANİYEYİ BABİLLİLER GELİŞTİRDİ

Babilliler, Sümerlerden aldıkları 60 tabanlı sistemi daha da ileri taşıdı. Günü daha küçük parçalara ayırarak dakika ve saniye kavramının temelini oluşturdular.

Astronomik hesaplamalar için günü bölümlere ayıran Babilliler, daha sonra bu parçaları daha küçük zaman birimlerine ayırdı. Bu yapı daha sonra eski Yunanlılar tarafından da benimsendi.

Yunanlar ve ardından diğer medeniyetler, aynı sistemi kullanmaya devam etti. Böylece saat, dakika ve saniye kavramları günümüze kadar ulaştı.

BUGÜN NEDEN HALA AYNI SİSTEM KULLANILIYOR

Zaman ölçüm sistemi yüzyıllar boyunca yerleştiği için değiştirilmesi zor hale geldi. Fransa’nın ondalık zaman denemesi de bunun en açık örneklerinden biri oldu.

Mesafe ölçümleri ve para sistemi ondalık yapıya geçse de saat sistemi değişmedi.

Bugün atom saatleri saniyeyi çok daha hassas şekilde ölçebiliyor. Ancak temel yapı hala Sümerlerin binlerce yıl önce kurduğu 60’lık sisteme dayanıyor.

Kaynak: BBC Türkçe