Tarihi kaynaklara göre, Anadolu ve çevresine seferler düzenleyen Timur (Tamerlane), 1394 yılında bugünkü Diyarbakır’ın tarihi yerleşimi Amid’i kuşattı. Sadece beş gün süren direnişin ardından Timur’un ordularının şehre girdiği kaydediliyor.

Timur’un kuşattığı Amid'de özellikle Yunus ve Cercis Peygamberlere atfedilen kabirleri ziyaret ettiği, bu türbelerin üstüne kubbe yapılması için yüklü miktarda para bağışladığı aktarılıyor.

Dönemin kaynaklarına göre, Timur kubbelerin inşası için 20.000 kepik (dönemin gümüş para birimi) verdiği ifade ediliyor.

Bu bilgi, ünlü Avusturyalı tarihçi Joseph von Hammer’in Osmanlı tarihine dair eserinde de teyit ediliyor.

YAĞMALANAN ŞEHİR BİRKAÇ YIL SONRA DEVREDİLDİ

Timur’un Amid’e girişiyle şehri ciddi biçimde yağmaladığı belirtilerek, ancak bu hâkimiyetin uzun sürmediği kaydediliyor.

Timur'un, Amid’i 1404 yılında Akkoyunlular’a bıraktığı ve Akkoyunlu Devleti'nin kurulmasının ardından bir dönem başkentlik de yaptığı belirtilerek, bu dönemin, Amid’in siyasi ve kültürel olarak yeniden yapılandığı bir süreci beraberinde getirdiği bildiriliyor.

SAFEVİLERİN HÂKİMİYETİNE GEÇİŞ

Akkoyunluların etkisinin de 1508 yılına kadar sürdüğü ve bu tarihte Şii Müslüman Safevi Devleti'nin Amid’i ele geçirdiği kaydedilerek, böylece şehrin bir kez daha el değiştirerek farklı bir siyasi ve dini yapının parçası hâline geldiği ifade ediliyor.

TARİHİN UNUTULAN TANIKLIĞI

Amid’in, hem Timur gibi bir imparatorun hem de Akkoyunlu ve Safevi gibi bölgesel güçlerin ilgisini çekmesi, bu kadim yerleşimin tarih boyunca ne kadar önemli bir merkez olduğunu gözler önüne seriyor.

Bugün Diyarbakır olarak bilinen şehir, sahip olduğu tarihi yapılar, türbeler ve katmanlı geçmişiyle hâlâ Anadolu’nun en önemli kültürel miras noktalarından biri olmaya devam ediyor.


Kaynak: Prof. Kenan Haspolat