SİYASET

“Zirveye yaklaşıyoruz, tehlikeli dönüşler zirveye yakın”

DEM Partili Temel, süreçte zirveye yaklaştıklarını ama en tehlikeli düşüşlerin de zirveye en yakın anlarda olabileceğini söyledi.

Abone Ol

Avrupa’da yayın yapan Özgür Politika Gazetesine konuşan DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısındaki ifadelerini önemli bulduklarını belirterek, çerçeve yasanın Meclisin kapanmasından önce, silahsızlanma ve demokratik entegrasyon zeminini sağlayacak şekilde çıkarılmasının tarihi önemde olduğunu söyledi. Küresel ve bölgesel fay hatları her gün tetiklenirken beklemenin, bu ülkenin geleceği için en yanlış politik tercih olacağını söyleyen Temel, “Bugüne kadar gelen sinyaller yasanın zamanlamasına dair olumludur. Hem yasayı bekletmemek hem de içeriğin demokratik entegrasyona zemin açmasını sağlamak, birbirinin öğeleridir. Yasayı Temmuz'da Meclis'te bekliyoruz” dedi.

“ZİRVEYE ÇIKMANIN ARACI ÇERÇEVE YASA OLMALIDIR”

Tayip Temel, süreci bir dağ tırmanışına benzeterek, “Çok zorlu rakımlar aşıldı. Şimdi zirveye yaklaşıyoruz ama en tehlikeli düşüşler de zirveye en yakın anlarda olur. 'Çerçeve yasa', zirveye sağlam çıkmanın aracı olmalıdır. Şimdi tüm bu emeğin bir adım ilerlemesini sağlıyor ve demokratik ilkelerin zeminini arşivlemek için 'çerçeve yasa' kritik bir evreyi temsil ediyor. Bu kritik evreyi aşmak için sorumluluk iktidar ve Meclis'tedir. Biz silahsızlanma ve demokratikleşmeyi mümkün kılacak bir düzenlemeye ve onun siyasal olarak sürdürülmesine hazırız” dedi.

“YASA OLDU BİTTİYE GETİRİLMEMELİDİR”

Temel, Öcalan’ın, 7-8 maddeden oluşan bir kök yasa çerçevesi ortaya koyarak, teknik değil, siyasal bir çerçeve sunduğunu, DEM Parti olarak kendilerinin de hazırlığı olduğunu söyleyen Temel, “İktidarın da bir yasa hazırlığı içinde olduğu düşünülüyordu. Şunu açık söylemek gerekiyor: Bu yasa, müzakere edilmeden, tarafların hassasiyetleri gözetilmeden, bir oldu bittiye getirilmemelidir. Bu süreçte iktidarın tek yanlı hazırladığı bir metin halinde 'al bunu, imzala' denilemez. Bu olursa müzakere ruhu zedelenmiş olur. Neden? Çünkü bu mesele 100 yıldır ülkenin açık yarası. Böyle bir yarayı kapatacak, ancak tarafların ortak akıl ve ortak iradeyle ortaya çıkaracağı bir metinle kalıcı olur” diye konuştu.

“Barış konuşulurken, ‘teslimiyet, pişmanlık, kategorik ayrımlar, suçlu-suçsuz, terör’ üzerinden yol alamayız. Bu dil, geçen yüzyılın dili ve barış değil, daha fazla çatışmanın dilidir” diyen Tayip Temel, “Sayın Öcalan 'çerçeve yasa' için 'kök yasa' tabirini kullandı. Bunun doğru anlaşılması gerekir. 'Kök yasa', Kürt meselesinin bütün kök nedenlerini, yani yapısal nedenleri bir anda çözecek nihai yasa anlamına gelmez. Çerçeve yasanın böyle bir işlevi de şimdilik yok. Bu yasa daha çok, geleneksel bir eşiğe, kişilerin çatışma zemininden siyasi ve hukuki zemine geçişe dönük ana düzenlemelerin anahtarı olacak. Yani 'kök yasa', kök nedenlerin tamamını çözen yasa değil. O nedenlerin demokratik siyaset içinde tartışılacağının önünün kurucu ortağıdır” dedi. Temel konuşmasını şöyle sürdürdü:

“ÇERÇEVE YASA, DÖNÜŞÜ MÜMÜN KILACAK HUKUKİ ZEMİNDİR”

“'Çerçeve yasa' ise bu kullanabileceğimiz kapıyı açacak, güveni büyütecek, dönüşü mümkün kılacak temel hukuki zemindir. Bu nedenle 'çerçeve yasanın' kategorik ayrımlarını belirlemek, daha baştan o geçiş zeminini sakatlamak olur. Kapsayıcı olmayan bir 'çerçeve yasa' işlevini göremez. Birilerini dışarıda bırakan, eski güvenlikçi dili yeniden üreten bir düzenleme barışın değil, yeni güvensizliğin zemini olur. Birinci yüzyıldaki büyük acılara neden olan şiddet defterini kapatacak, isyan ve bastırma ikilemini sonlandıracak, siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek gerçek bir çerçeve bekliyoruz. Bu yasa bir oldu-bitti olarak değil, toplumun sahip çıkacağı bir uzlaşı olarak çıkmalıdır. Toplumun sahip çıkmadığı bir yasa olumsuz etki yaratır. 'Çerçeve yasa'nın ayrıntılarıyla tam mutabakat ve ortaklık içinde ortaya çıkması, geniş toplumsal ve siyasi kesimlerin oydaşmasına dayanması, bizi nihai barışa çok daha güçlü bir şekilde yaklaştıracaktır.”

Temel, Öcalan’ın süreçteki konumu konusunda ise, “Sayın Öcalan'ın bu süreçteki konumu son derece açık ve kapsamlıdır. Silahsızlanma çağrısı yaptı. Sayın Öcalan dışında kimse bunu yapamazdı. Demokratik çözüm çerçevesini o inşa etti. Milyonlarca insanın bu sürece inanmasında onun geçmişten gelen bir ağırlığı var. Eğer isyan ve bastırma ikilemini gerçekten sonlandırmak istiyorsak o ikilemin teorik ve pratik tasfiyesi olan bir insanın koşullarının aynı kalmasını bekleyemeyiz. Bu, çatışmanın çözümünün mantığına da aykırıdır. Sayın Öcalan'ın bu süreci yönetebileceği, düşünebileceği, taraflarla iletişim kurabileceği özgür yaşam ve özgür çalışma koşullarının tesis edilmesi gerekiyor. Kürt meselesinin şiddet zemininden siyasi ve hukuki zemine çekilmesi için bir düzenleme yapılıyorsa bu sürecin mimarlarından olan Sayın Öcalan bunun dışında kalamaz, kalmamalı” dedi.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">