CEGA ÖZEL

Yaşayan miras Diyarbakır’da görücüye çıktı

Medeniyetlerin beşiği Diyarbakır, zengin kültürel mirasının eşsiz bir parçası olan Mücevher Sadekârlığı sanatını, Türkiye Kültür Yolu Festivali Diyarbakır etkinlikleri kapsamında sanatseverlerle buluşturdu.

Abone Ol

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Şehirde Festival Var" etkinlikleri bünyesinde düzenlenen "Yaşayan Miras: Mücevher Sadekârlığı" sergisi, 11-19 Ekim tarihleri arasında ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu evi olan Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

Mezopotamya'nın ruhu altın ve gümüşte hayat buldu
Dicle Nehri'nin ilham veren akışından ve Mezopotamya'nın binlerce yıllık kadim ruhundan ilham alarak hazırlanan bu özel koleksiyon, somut olmayan kültürel mirasımızın en zarif örneklerinden biri olan sadekârlık zanaatını gözler önüne seriyor. Sergilenen eserler, Diyarbakır'ın taş sokaklarında fısıldanan efsaneleri usta ellerde altın ve gümüşe işleyerek yeniden canlandırıyor. "Mücevher Sadekârlığı" Koleksiyonu, süs eşyası olmanın ötesinde; bölgenin sesi, binlerce yıllık geçmişin nefesi ve canlı bir kültürel mirasın yansıması olarak büyük önem taşıyor.

Günümüze ulaşan zanaat geleneği
Kıymetli metallerin eritilip şekillendirilmesine dayanan sadekârlık, kökleri Osmanlı saray atölyelerine uzanan köklü bir zanaat geleneğidir. Altın ve gümüşün sabırla yoğrulduğu bu sanat dalı, lonca sistemiyle ustadan çırağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Sergilenen her bir eserdeki ince işçilik, geçmişle bugünü birleştiren kadim bir ruhun izlerini taşıyor.

Usta sanatkârların eserleri sanatseverlerle buluştu
Sadekârlığın gerektirdiği yüksek teknik bilgi, sabır ve yoğun el emeği, sergideki eserlerin temelini oluşturuyor. Bu kıymetli zanaatın günümüzdeki önemli temsilcilerinden; Mehmet Nasuh Ortak, Nihal Duman, Dilek Yıldız, Hakan Dönmez, Nigar Duman, Nilgün Mercan, Egemen Kazmaz, Hacer Tulay, Pınar Sondal, Hande Baş ve Nurhan Özen gibi isimlerin çalışmaları sergide yer alıyor.
Sanatkârlar, eritme, kesme ve kaynaklama gibi temel tekniklerle hayat verdikleri eserlere; lale, gül, hayat ağacı gibi doğa ve inanç sembollerinden ilham alan motifleri ustalıkla işliyor. Bu motifler, koruyuculuk, bereket ve süreklilik gibi derin anlamlar yükleyerek, mücevheri basit bir takı olmaktan çıkarıp bir anlam taşıyıcısına dönüştürüyor.

El becerisi ve kültürel hafızanın iç içe geçtiği bir bilgi birikimini temsil eden bu sergi, UNESCO'nun "somut olmayan kültürel miras" ölçütleriyle de tam olarak örtüşüyor. Geleneksel yöntemleri modern estetik anlayışıyla harmanlayan bu sanat, kültürel sürekliliğin canlı bir simgesi olmaya devam ediyor.

Diyarbakır’ın kültürel zenginliğini çarpıcı bir şekilde yansıtan bu sergi, sanatseverleri yalnızca gözle değil, "kalple izlenmesi gereken bir hikâye"ye davet ediyor.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3665521868588912">